Berfin GÜRBÜZ, Bengisu TÜFEKÇİ, Manolya ACAR, Emel ŞAHİN
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi - 2026;11(2):232-251
Kadınlarda solunum fizyolojisi, yalnızca akciğer hacimleri ve ventilatuvar mekaniklerle değil; hormonal durum, yaşam dönemi, gövde stabilizasyonu ve pelvik taban fonksiyonu ile etkileşim içinde ele alınması gereken çok boyutlu bir sistemdir. Östrojen ve progesteron seviyesindeki değişimler; solunum merkezinin kemoreseptör duyarlılığını, ventilasyon paternini, hava yolu düz kas aktivitesini, pulmoner doku özelliklerini, solunum kas fonksiyonunu ve egzersize verilen kardiyorespiratuvar cevapları etkileyebilmektedir. Bu nedenle kadınlarda menstrüel siklus, gebelik, premenopoz ve menopoz gibi kadın yaşam dönemleri, solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesinde fizyolojik bağlam sağlayan değişkenlerdir. Bununla birlikte, diyafragma, abdominal kaslar ve pelvik taban kasları arasındaki koordineli kas aktivasyonu; intraabdominal basınçın düzenlenmesi, postüral kontrol ve gövde stabilitesinin sağlanması ile kontinans mekanizmalarının sürdürülmesi açısından kritik önem taşımaktadır. İnspirasyon ve ekspirasyon sırasında diyafragma ile pelvik taban arasındaki sinerjik hareket paterni, bu iki yapının yalnızca anatomik değil, nöromüsküler ve fonksiyonel olarak da koordineli çalıştığını göstermektedir. Bu koordinasyonun bozulması; solunum paterninde değişikliklere, ventilatuvar verimlilikte azalmaya, pelvik taban disfonksiyonlarına ve egzersiz toleransında sınırlanmalara neden olabilmektedir. Ayrıca abdominal yağlanmaya bağlı artmış intraabdominal basınç, diyafragma hareketliliğini sınırlayarak ve pelvik taban üzerindeki mekanik stresi artırarak bu fonksiyonel etkileşimi zayıflatabilir. Bu derleme, kadınlarda solunum fizyolojisi ile diyafragma -pelvik taban etkileşimini fizyolojik mekanizmalar temelinde ele almakta; hormonal dalgalanmalar, intraabdominal basınç regülasyonu, solunum paterni ve pelvik taban fonksiyonu arasındaki bağlantıları rehabilitasyon bakış açısıyla sentezlemektedir. Sonuç olarak, solunum sistemi ile pelvik taban fonksiyonu arasındaki ilişkinin tek yönlü bir kas aktivasyonu değil, intraabdominal basınç regülasyonu ve merkezi motor kontrol ile şekillenen dinamik bir adaptasyon süreci olduğu görülmüştür. Bu bütünleşik yaklaşım, kadınlarda solunum ve pelvik taban fonksiyonlarının birlikte değerlendirilmesinin ve bu ilişkinin solunum eğitimi, pelvik taban rehabilitasyonu, postüral kontrol, gövde stabilizasyonu ile bireyselleştirilmiş egzersiz reçetelemesi ve klinik karar verme süreçlerinde dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır.