Ukbe ŞIRAYDER, Oğuzhan YILMAZ
Kocatepe Tıp Dergisi - 2026;27(2):213-221
AMAÇ: Bu çalışma, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından ortaya çıkan çevresel koşullara maruz kalan bireylerde solunum fonksiyonu, yaşam kalitesi ve psikolojik iyilik hali üzerindeki etkileri değerlendirmeyi amaçlamıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya toplam 100 birey katılmıştır: Deprem bölgesinde kalmaya devam eden ve "Deprem Mağduru Grubu" (DMG) olarak sınıflandırılan 50 kişi ile, depremden etkilenmeyen bölgelerden yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 50 sağlıklı bireyden oluşan Kontrol Grubu (KG). Solunum fonksiyonu spirometri ile değerlendirilmiştir. Yaşam kalitesi ve psikolojik durum değerlendirmeleri ise Nottingham Sağlık Profili (NSP), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE) kullanılarak yapılmıştır. Bronşiyal aşırı duyarlılığı değerlendirmek için Egzersiz Provokasyon Testi (EPT) uygulanmıştır. BULGULAR: KG ile karşılaştırıldığında, DMG'de FVC ve FEV1/FVC değerleri anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca EPT sonrası FEV1 değişimi DMG'de anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001); bu durum artmış hava yolu duyarlılığına işaret etmektedir. DMG'deki bireylerin STAI, BDI ve PSQI skorları anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0,001); bu da artmış psikolojik sıkıntı ve bozulmuş uyku kalitesi ile ilişkiliydi. NSP alt boyutları incelendiğinde, DMG'de ağrı, duygusal iyilik hali ve uyku alanlarında anlamlı olarak daha kötü skorlar elde edilmiştir (p<0,05). Deprem bölgesinde geçirilen gün sayısı ile EPT sonrası FEV1 değişimi arasında orta düzeyde pozitif bir korelasyon bulunmuştur (r=0,374, p=0,007). SONUÇ: Deprem sonrası çevresel ve psikososyal koşullara maruz kalmak, solunum fonksiyonlarında azalmaya, depresyon ve anksiyete düzeylerinde artışa ve sağlıkla ilişkili yaşam kalitesinde düşüşe neden olmuştur. Bu bulgular, afetlerden etkilenen bireylerde hem solunum hem de ruh sağlığını hedef alan kapsamlı rehabilitasyon stratejilerine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmalarda çevresel maruziyetin nesnel olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir.