MUHAMMET KIRKGEÇİT, ZAFER YÜKSEL, EMRULLAH CEM KESİLMEZ, HASAN TÜRKOĞLU
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;20(1):8-12
Amaç: Araknoid kistler nörogörüntülemenin yaygınlaşması nedeniyle sıkça karşılaştığımız iyi huylu lezyonlardır. Genellikle asemptomatik olmakla birlikte lokalizasyonu, boyutu ve BOS akımına etkisine göre çeşitli semptomlara sebep olabilmektedir. Semptomatik olması durumunda cerrahi girişim gerekebilmektedir. Çalışmamızda araknoid kistlerin insidansı, klinik bulguları, takip ve tedavi sürecindeki yönetimini olgularımız üzerinden literatür eşliğinde araştırmayı planladık. Gereç ve Yöntemler: Hastanemizde Ocak 2017 ve Aralık 2022 arasında 30.073 olgunun beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG)’leri incelenerek araknoid kist saptanan 751 olgu tespit edildi. Bu olguların demografik özellikleri, lokalizasyonu, boyutu, klinik semptomları, takip ve tedavi süreçleri incelendi. Bulgular: Olguların 218’i (%29) 18 yaş ve altı, 533’ü (%71) 18 yaş üzeri olarak tespit edildi. On sekiz ve altı yaş grubu araknoid kist sıklığı %5.3, 18 yaş üzeri %2 olarak tespit edildi. Genel popülasyonda araknoid kist insidansı %2.5 olarak belirlendi. Cinsiyet dağılımında 351’i (%47) kadın, 400’ü (%53) erkekti. Erkek cinsiyette yaklaşık iki kat sıklık mevcuttu. Olguların lokalizasyonlara göre dağılımı en sık olarak 330 (%44) posterior fossa, 226 Sylvian fissür (%30), 100 (%13) konveksite, 74 (%9.9) olguda birden fazla lokalizasyonda araknoid kist saptandı. 298 olgunun takip görüntülemesi mevcuttu. Bu olguların takipleri sırasında anlamlı boyut artışı izlenmedi. Sonuç: Araknoid kistler yapılan nörogörüntülemelerde yaygın olarak izlenmektedir. Araknoid kistlerin tanısı ve asemptomatik hastaların takibi konusunda fikir birliği olduğu düşünülmekle birlikte semptomatik olguların tedavisi için ileri tetkiklerin kullanımının standardizasyonu ve uygun cerrrahi tekniğin seçimi için daha büyük olgu serilerine ihtiyaç vardır.