Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

KALP CERRAHİSİ SONRASINDA ORGAN HASARININ ERKEN BELİRTEÇLERİ OLARAK BİYO-BELİRTEÇLER

TİJEN ALKAN BOZKAYA

Clinical and Experimental Health Sciences - 2015;5(1):65-74

Medipol Üniversitesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü, İstanbul - Türkiye

 

“Biyo-belirteç” vücut tarafından üretilen, ölçülebilir ve biyolojik durumun teşhis ve ayrımını yansıtan kimyasal maddelerdir. Klinik tıpta kullanılan birçok “biyo-belirteç” gen, protein ve diğer kimyasal maddeler olup patoloji ve organ hasarını erken, hızlı tanı ve tedavi için yönlendirmektedir. Hiçbir biyo-belirteç ideal olmamakla birlikte genel özellikleri bakımından yüksek duyarlı olmalı, erken teşhis yaptırabilmeli, belli bir kesim noktasına göre ilgili olguda risk değerlendirmesi yapılabilmesini sağlamalı, ayrıca tedaviye yanıtı yönlendirebilmeli ve ilgili hasar veya hastalık durumu için prognostik olmalıdır. İlgili yanıt ya da karakteristiği istatistiksel olarak güçlü olmalıdır. Ek olarak biyobelirteçler patoloji için özgün olmalı, diğer nedenlerden ayırt ettirebilmeli, hastalığın şiddeti ve klinik sonuçlar ile paralel olmalıdır. Kardiyopulmoner bypas (KPB), bir ekstrakorporeal dolaşım modeli olup esas olarak bir pompa, rezervuar ve oksijeneratörden oluşur. KPB’ın başlangıcında kan hastadan bu endotelyal yüzey içermeyen ekstrakorporeal dolaşıma katılarak hastanın genotipi, peroperatif parametreler ve patolojinin kompleksitesine göre kalp cerrahisi sonrasında değişik derecelerde gelişen ve kanın hücresel, hücre dışı veya humoral bileşenleri tarafından yönetilen inflamatuvar süreci başlatır. Günümüzde güvenli klinik biyo-belirteçler gen teknolojileri ve proteomiks teknikleri ile tespit edilmektedir. Bu yenilikçi tekniklerin kullanımı ile birçok değişik biyobelirteçler keşfedilip klinik uygulamaya girmiş ve diğer majör tıp dallarında olduğu gibi kalp cerrahisi alanında da çığır açmıştır.