KALP VE AORTTA KETOJENİK DİYETİN YAPISAL ETKİLERİ: SIÇANLARDA IŞIK VE ELEKTRON MİKROSKOBİK BİR ÇALIŞMA

Fatma HELVACIOĞLU, Yeşim BENLİ, Ece HAVAOĞLU, Ünzile Yaren YILDIRIM, Sıla DİRİER, Arda TEMEL, Erenay ÖĞRETİCİ, Mina CÖMERT, Özde AK, Onat DEMİRKOL, Caner İNCEKAŞ

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;52(1):1-10

Baskent University Faculty of Medicine, Department of Histology and Embryology, Ankara, Türkiye

 

Bu çalışmada, sıçanlarda ketojenik diyetin kalp kası ve aort dokusu üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ketojenik diyet, kilo kaybı ve glisemik kontrolün iyileştirilmesi gibi metabolik avantajlarıyla iyi bilinmektedir. Ancak özellikle mikroskobik düzeyde kalp ve damar dokuları üzerindeki doğrudan etkileri yeter ince aydınlatılmamıştır. Yetişkin erkek Sprague Dawley sıçanlar rastgele iki gruba ayrıldı ve iki ay boyunca standart diyet veya %78,8 yağ içeren ketojenik diyet ile beslendi. Vücut ağırlığı ve besin alımı düzenli olarak izlendi. İki aylık sürenin sonunda, kalp ve aort dokuları ışık mikroskobik ve transmisyon elektron mikroskobik incelemeler için tespit edildi. Çalışma süresi boyunca her iki grupta da vücut ağırlığı artış gösterdi. Ketojenik diyet alan sıçanlarda, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında hem kardiyak hem de aort dokularında belirgin ışık ve elektron mikroskobik düzeyde yapısal değişiklikler saptandı. Miyokardiyumda kapiller dilatasyon, eritrosit stazı, endotelyal şişme, sitoplazmik vakuolizasyon ve fokal miyofibriller dejenerasyon izlendi. Aort incelemesinde histolojik olarak erken dönem vasküler yeniden yapılanma ile uyumlu olan fokal intimal kalınlaşma, elastik lamel fragmentasyonu, endotel ve düz kas hücrelerinde yapısal değişiklikler saptandı. Ketojenik diyet, belirgin bir metabolik hastalık yokluğunda dahi sıçanlarda kalp kası ve aort dokusunda yapısal değişikliklere yol açmaktadır. Bu bulgular, ketojenik beslenmenin subklinik kardiyovasküler doku stresi ya da adaptif yeniden yapılanmayı tetikleyebileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle ketojenik diyetlerin değerlendirilmesinde, özellikle uzun süreli yüksek yağ maruziyetinde, yalnızca sistemik metabolik sonuçlar değil aynı zamanda organ-özgü yapısal etkiler de göz önünde bulundurulmalıdır.