EBUBEKİR DİRİCAN
Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2016;18(2):73-76
Son yıllarda kanserin tanı ve tedavisinde birçok önemli gelişme olmasına rağmen, dünya çapında hala mortalitesi ve morbiditesi yüksek ciddi bir sağlık sorunudur. Bu yüzden bilim insanları son zamanlarda ’hedefe yönelik tedavi’ şekillerinin üzerinde yoğunlaşmış durumdadırlar. Hedefe yönelik geliştirilecek bir inhibitör veya ilaç, kanserleşme sürecinde hücre proliferasyonu veya hücre büyümesini baskılayarak başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. Son günlerde birkaç önemli çalışmada düşük doz aspirin kullanımının kolorektal, meme, gastrik, akciğer veya diğer kanserlerin insidansını ve mortalitesini düşürdüğü gösterilmiştir. Biz de bu derlemede aspirin kullanımı ve kanserdeki etkilerinin moleküler mekanizmalarını yapılmış güncel çalışmalarla özetlemeye çalıştık. Bu mekanizmaların aydınlatılması kanser tedavisinde önemli gelişmelerin ortaya çıkmasına ışık tutacaktır. Bu yüzden her bir kanser türünde hastaların aspirin kullanım profillerinin belirlenmesi gerekecek ve hangi kanser türünde düşük veya yüksek doz aspirin kullanılacağı ve risk-yarar durumları belirlenmiş olacaktır. Sonuç olarak ucuz, ulaşılabilir ve kolay temin edilebilir bir non-steroidal ilaç (NSİ) olan aspirinin anti-kanser etkilerinden yararlanılarak kanser hastalarının sağkalımları arttırılabilecek ve gelecekte kanserden ölüm riskleri düşürülebilecektir.