KARACİĞERDE ATROFİ VE HİPERTROFİ

NAMIK ÖZKAN, MUZAFFER ÇAPAR, KAAN KARAYALÇIN

MN-Klinik Bilimler & Doktor - 2005;11(1):45-50

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD, Ankara

 

Karaciğer dokusunun hasardan sonra kompansatuar büyümesi birçok türde görülen modern cerrahi tekniklerin dayandığı bir noktadır. Bu büyümeyi uyaran mekanizmalar henüz tam olarak çözülememiştir. Her ne kadar atrofi ve hipertrofi statik bir durumu tanımlamak için kullanılsa da asıl önemli olan bu durumun altında yatan sebepler ve takip eden statik ve dinamik değişikliklerdir. Atrofi, tanımlanan karaciğer segment ya da lobunun hacminde en azından %50 azalma olarak tanımlanır. Atrofi-hipertrofi kompleksinin pratikte en sık karşılaşılan sebepleri safra yolu obstrüksiyonu ya da portal venöz oklüzyondur. Portal venöz oklüzyonun atrofi-hipertrofi kompleksinin patogenezine etkisi tahmin edilebilir olmasına karşın safra yolu obstrüksiyonunun etkisi henüz açıklanamamıştır. Atrofinin klinik görünüşü altta yatan sebebe bağlı olarak değişiklik gösterir. Safra yolu obstrüksiyonuna bağlı atrofide sarılık görülebilir. Atrofi-hipertrofi kompleksi klinik ve radyolojik olarak tanı problemlerine yol açabilir. Bir lobta atrofi, diğer lobtaki kompansatuar hipertrofi kitle izlenimi verebilir. Atrofi-hipertrofi kompleksi olan hastalarda cerrahi problemlerden birisi karaciğerin fonksiyonel rezervidir. Bir diğer önemli konuda atrofi-hipertrofi kompleksine bağlı olarak porta hepatiste gelişen anatomik değişikliklerdir. Hepatobilier cerrahideki gelişmelerle birlikte agresif radikal hepatektomi yapılabilmektedir. Bu nedenle preoperatif portal ven embolizasyonu ameliyat sonrası kalacak olan karaciğerde hipertrofi, çıkacak olan kısımda ise atrofi meydana getirmek için kullanılmaktadır. Böylece karaciğer hipertrofisi kalan hepatik rezervin artmasıyla sonuçlanır.