Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

KARDİYAK ARREST SONRASI GELİŞEN REFRAKTER STATUS EPİLEPTİKUS YÖNETİMİNDE KETAMİN İNFÜZYONU: OLGU SUNUMU

Hüseyin AY, Burak Can ŞANAL, Muhammed Ragıb ALP, Ömer JARADAT, Abdullah Sadık GİRİŞGİN

Phoenix Medical Journal - 2026;8(1):57-59

Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya

 

Amaç: Refrakter status epileptikus (RSE), birinci ve ikinci basamak antiepileptik tedavilere yanıt vermeyen, yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden nörolojik bir acildir. Özellikle postkardiyak arrest dönemde gelişen RSE'de hemodinamik instabilite tedavi seçeneklerini kısıtlamaktadır. Bu vaka sunumunda, kardiyak arrest sonrası gelişen ve konvansiyonel tedavilere dirençli nöbetlerin ketamin infüzyonu ile başarılı şekilde kontrol altına alındığı bir olgu sunularak, ketaminin bu hasta grubundaki etkinliği ve güvenilirliğinin literatür eşliğinde tartışılması amaçlanmıştır . Olgu: Acil serviste ikinci kez kardiyak arreste giren hastaya yeniden KPR uygulandı ve bu sırada jeneralize tonik-klonik nöbet gözlenmesi üzerine intravenöz diazepam uygulandı. Hastanın izleminde midazolam ve fentanil infüzyonu ile sedasyon sağlanırken, nöroloji konsültasyonu ile levetirasetam ve valproat tedavisi başlandı. Ancak nöbetler (fokal miyoklonik) devam etti ve sıklığı arttı. Anestezi kliniği propofol infüzyonu önerdi, ancak hasta hipotansif olduğu için propofol başlanamadı. Bunun üzerine izlemin 4. gününde ketamin infüzyonu (1 mg/kg/saat) başlandı, nöbetlerde kısmi azalma olunca doz 1,5 mg/kg/saat'e yükseltildi. Nöbet sıklığı, hemodinamik parametreler ve olası yan etkiler kaydedildi. Sonuç: Bu vakada, ketamin infüzyonu ile başarılı nöbet kontrolü sağlanmış ve ciddi bir yan etki gözlenmemiştir. Literatürde bildirilen etkili doz aralığıyla uyumlu olarak 1,5 mg/kg/saat dozunda ketamin, güvenli ve etkili bir seçenek olarak değerlendirilebilir. RSE tedavisinde, özellikle diğer anestezik ajanların kullanılamadığı durumlarda, ketamin infüzyonunun erken dönemde düşünülmesi nöronal hasarı önlemede önemli olabilir.