Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

KARDİYOPULMONER RESÜSİTASYON SONRASI ANATOMİK YARALANMALAR: OTOPSİ OLGULARINDA RETROSPEKTİF BİR DEĞERLENDİRME

BERNA DOĞAN, MERT NAHİR, AHMET DEPRELİ

Genel Tıp Dergisi - 2025;35(4):736-745

 

Öz Amaç: Bu çalışmada, adli otopsi olgularında kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) uygulamasına bağlı sistem düzeyindeki anatomik yaralanmalar değerlendirilmiş ve bu yaralanmaların CPR süresi, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerle ilişkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Şubat 2024 ile Mart 2025 tarihleri arasında travmatik olmayan nedenlerle yaşamını yitiren ve manuel CPR uygulanan toplam 121 olgu çalışmaya dâhil edilmiştir. Tüm olgularda iskelet sistemi (kaburga ve sternum kırıkları), kardiyak yapılar (epikardiyal, endokardiyal ve perikardiyal kanamalar), solunum sistemi, abdominal organlar (karaciğer, dalak, diyafram) ve büyük damarlar açısından yaralanmalar sistematik olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Olguların %67,7’sinde kaburga, %57,8’inde sternum kırığı saptanmıştır. Sternum kırığı saptanan olguların %93,3’ünde eş zamanlı kaburga kırığı da mevcuttur. Kaburga kırıkları sıklıkla bilateral yerleşimli olup, en sık 3. ile 6. kostalar arasında; özellikle bilateral 6. kostada yoğunlaşmıştır. Kardiyak yapılar arasında epikardiyumda (%43,8), endokardiyumda (%39,7) ve perikardda (%45,5) hemorajik bulgular izlenmiştir. Abdominal organlardaki yaralanmalar karaciğer (%37,2), dalak (%27,3) ve diyafram (%39,7) düzeyinde tespit edilmiştir. CPR süresi ile kardiyak ve visseral organ hasarlarının şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: CPR, yalnızca iskelet sistemiyle sınırlı kalmayıp, çoklu organ sistemlerinde ciddi travmatik komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle uzun süreli resüsitasyon girişimlerinde visseral yapılar belirgin şekilde etkilenmektedir. Otopsi temelli değerlendirmeler, bu tür yaralanmaların belirlenmesinde kapsamlı ve güvenilir bir yaklaşım sunar. Bulgular, CPR’ye bağlı komplikasyonların hem adli hem de klinik açıdan bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.