KARIN POSTERİOR BÖLGESİNE PENETRE DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARINDA KONSERVATİF TEDAVİ

METİN YÜCEL, ADNAN ÖZPEK, İBRAHİM ATAK, ALİ KILIÇ, FATİH BAŞAK, GÜRHAN BAŞ, ORHAN ALİMOĞLU

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2014;25(2):112-116

Ümraniye Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrahi Kliniği, İstanbul, Türkiye

 

AMAÇ: Karına penetre delici kesici alet yaralanmalarına yaklaşım, zaman içinde değişiklik göstermiştir. Anterior yaralanmalarda uygulanan rutin laparotomiden selektif konservatif tedaviye geçiş deneyimi, karın posterior yaralanmalarında da kabul görmektedir. Konservatif tedavide amaç, rutin laparotomide görülen yüksek gereksiz laparotomi oranlarını en aza indirmektir. Çalışmamızın amacı karın posterior yaralanması olan hastaların takip ve tedavi sonuçlarının analiz edilmesidir. YÖNTEMLER: Nisan 2009 - Eylül 2012 tarihlerinde, karın posterior bölgesine penetre delici kesici alet yaralanması olan hastalar prospektif olarak incelendi. Hemodinamik açıdan instabil ve/veya peritonit bulguları olan hastalara acil laparotomi yapılırken diğerlerine konservatif tedavi uygulandı. Ek bölge yaralanmalarında lokalizasyona uygun ek değerlendirme yapıldı. Görüntüleme yöntemi olarak üç kontrastlı bilgisayarlı tomografi kullanıldı. BULGULAR: Çalışmaya 19 hasta dahil edildi. Sadece posterior yaralanması olan hastalarda cerrahi müdahale gerekmezken, ek bölge yaralanmalı üç hasta ameliyat edildi. Bunlardan 2’sine laparotomi ve torakotomi, birine sadece laparotomi yapıldı. Hemopnömotoraks saptanan 3 hastaya tüp torakostomi uygulandı. İlave sol torakoabdominal yaralanmalı 2 hastaya diyagnostik laparoskopiyle diyafragma değerlendirmesi yapıldı, patoloji saptanmadı. Cerrahi dışı sebepden dolayı bir hastada mortalite görülürken, selektif konservatif tedavi edilen hastalarda mortalite ve morbidite görülmedi. SONUÇ: Karın posterior bölgesine penetre delici kesici alet yaralanmalarında cerrahi tedavi gereksinim oranı düşüktür. Klinik takip ve üç kontrastlı bilgisayarlı tomografik değerlendirme ile yapılan konservatif tedavi bu hasta grubunda uygun bir yaklaşımdır.