KARPAL TÜNEL SENDROMUNDA FİZİK TEDAVİ MODALİTELERİNDE GÜNCEL KONULAR: BİR LİTERATÜR TARAMASI

NEVZAT YEŞİLMEN, MUHAMMET ŞAHİN ELBASTI, MUHAMMED KORKMAZ

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi - 2025;28(1):82-89

Elazığ Fethi Sekin City Hospital, Clinic of Physical Medicine and Rehabilitation, Elazığ, Türkiye

 

Karpal tünel sendromu (KTS), en sık görülen ve üzerinde en çok çalışılan sinir sıkışma sendromudur ve tüm kompresif nöropatilerin yaklaşık %90’ını oluşturur. Medyan sinirin dar bir alan olan karpal tünelden geçerken sıkışması sonucu oluşur. Günümüzde KTS için invaziv ve invaziv olmayan birçok tedavi önerilmektedir. İnvaziv tedaviler arasında cerrahi ve kortikosteroid enjeksiyonu yer alır. Bu güncel noninvaziv tedaviler arasında ise akupunktur, egzersiz ve mobilizasyon teknikleri, splintleme, ultrason tedavisi, ekstrakorporeal şok dalga terapisi [extracorporeal shock wave therapy (ESWT) ], düşük seviyeli lazer tedavisi, yüksek seviyeli lazer tedavisi, kinesiotaping ve kupa tedavisi yer almaktadır. Akupunktur ağrıyı, inflamasyonu, uyuşukluk hissini başarılı bir şekilde hafifletir ve motor becerileri geri kazandırır. Sinir kaydırma egzersizleri, tendonlar ve medyan sinir arasındaki yapışıklıkları önleyerek semptomları iyileştirir. Şok dalgaları (ESWT), enerji taşıyan ve dokular boyunca yayılabilen hızlı ancak kısa süreli akustik dalgalardır. Lazer tedavisi, biyolojik uyarıma veya inhibisyona neden olabilen bir fotobiyomodülasyon tedavisidir. Kinesiotaping, kan ve lenfatik akışı artırmak ve ağrıyı azaltmak için baskıyı hafifleten elastik bir bandajdır. Kupa terapisi, kan akışını iyileştirmek için hızlı, güçlü ve ritmik kuvvet uygulayan eski bir yöntemdir. Sonuç olarak; çeşitli konservatif tedaviler, hafif-orta dereceli KTS’li hastaların semptomlarını hafifletebilir ve fonksiyonel yeteneklerini geliştirebilir. Yukarıdaki yeni tedavi yöntemleri ve kombinasyonlarının KTS’de etkili olduğu kanıtlanmıştır. Ancak yapılan çalışmalarda hem optimal tedavi dozları hem de fizik tedavi yöntemlerinin uzun dönem sonuçları hala tam olarak bilinmemektedir.