KEMOTERAPİ UYGULANAN HASTALARIN BİRİNCİ DERECE YAKINLARINDA DEPRESYON VE ANKSİYETE SIKLIĞI; PROSPEKTİF RANDOMİZE ÇALIŞMA

ZEHRA ÖZSOY, UFUK DEMİRCİ, SERKAN MENEKŞE, MUSTAFA ÖZSOY, EROL ÖZMEN, GÖNÜL DİNÇ, GAMZE GÖKSEL ÖZTÜRK

Cerrahi Sanatlar Dergisi - 2019;12(1):7-14

Department of Internal Medicine1, Afyon State Hospital, Afyon / Turkey

 

Kanser, ciddi, kronik bir hastalık olmanın ötesinde, tanı ve tedavinin her aşamasında hasta ve hasta ya-kınlarında ölümü düşündüren bir süreçtir. Tedavi sürecinde hastaların maruz kaldıkları cerrahi tedavi prosedürle-ri, radyokemoterapi uygulamaları hastaların olduğu kadar hasta yakınlarında da endişenin temel nedenidir. Bu araştırmada kemoterapi uygulanan hastaların birinci derece yakınlarında kemoterapi öncesi ve kemoterapi bo-yunca ortaya çıkan depresyon ve anksiyete sıklığı ve bunlarla ilişkili diğer faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nde Haziran 2011 ve Ocak 2013 tarihleri arasında kanser tanısı konularak kemoterapi uygulanan 287 onkoloji hastası ve bu hastaların birin-ci derece yakınları çalışmaya dahil edildi. Tıbbi Onkoloji Bölümü’ne ilk başvuru anında ve her üç ayda bir ol-mak üzere toplam 4 kez klinik görüşme yapılarak hastalara SF36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, hasta yakınlarına Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulandı. Hastaların %45, 6’sı ve hasta yakınlarının ise %44, 9’u 41-60 yaş aralığındaydı. Onkoloji hastalarının %41, 5’i, hasta yakınlarının %55, 7’si erkekti. Hasta yakınlarında 2. Kontrolden itibaren yaklaşık üçte birinde anksiyete; ilk başvuru anında %12, 2’sinde, 1. ve 4. kontrollerde %34, 4-%39, 3 arasında değişen oranlarda dep-resyon saptanmıştır. Kontrollerde hastalığında progresyon saptanan hastaların yakınlarında, regresyon saptanan hastaların yakınlarına oranla depresyon sıklığının 67 kat, anksiyete sıklığının ise 19 kat kadar arttığı saptanmış-tır. Hasta yakınları için ilk başvuru anında ve kontrol değerlendirmelerinde kadın olmak, eğitim düzeyi düşük olmak anksiyete ve depresyonla ilişkili diğer faktörler olarak saptanmıştır. Hasta yakınlarında kadın cinsiyete sahip olmak, eğitim düzeyinin düşük olması ve hastalarında progres-yon izlenmesi, anksiyete ve depresyon sıklığının artmasına neden olmaktadır. İlk başvuru anındaki hastanın fiziksel fonksiyonunun bozukluğunun hasta yakınlarında anksiyete ile anlamlı olarak ilişkili olduğu ve sosyal fonksiyonunun kaybının hasta yakınlarında depresyonla ilişkili olduğu gözlenmiştir. Tanı aşamasında ve özellik-le izlemde progresyon gelişen hastalarda; hastalar ile birlikte hasta yakınlarının değerlendirilmesi ile tedavi süre-cinde karşılaşılabilecek “Anksiyete ve Depresyon” sıklığı azaltılabilir.