Hamit Yaşar ELLİDAĞ
Kocatepe Tıp Dergisi - 2026;27(2):276-286
İster tek hücreli, ister çok hücreli olsun, canlılığın en temel dürtüsü varlığını sürdürmek ve hayatta kalmaktır. Bu durum kanser hücreleri içinde geçerlidir. İnsanoğlunun kanserle amansız savaşı devam etmektedir. Bu savaş sırasında düşmanın konumunu ve gücünü tespit etmek temel stratejidir. Bu amaçla günümüzde doku biyopsisi tümör teşhisi için altın standart olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, sıvı biyopsi, tümör hücrelerinden salgılanan dolaşımdaki serbest DNA (cell-free tumor DNA : cftDNA), RNA (circulating cell-free RNA : cfRNA), mikrovezikül (ekzosomlar, ekstrasellüler veziküller :EVs), dolaşımdaki tümör hücreleri (circulating tumor cells (CTCs) ve tümör etkileşimli trombositlerin (tumor-educated platelets (TEPs) tespiti için başta kan, tükrük, idrar gibi vücut salgılarına odaklanan yöntemlerdir. Kanser tanısında sıvı biyopsi, hastalığın erken evrede belirlenmesi, tedavi yanıtının izlenmesi ve tümör genetiğindeki değişikliklerin takip edilmesi açısından büyük önem taşır. Yeni nesil dizileme (NGS), kantitatif polimeraz zincir reaksiyonu (qPCR) ve dijital damlacık PCR (ddPCR) gibi ileri teknolojiler sayesinde sıvı biyopsiden elde edilen verilerin duyarlılığı ve özgüllüğü artırılmaktadır. Kanser dışında sıvı biyopsi, nörodejeneratif hastalıklar, kardiyovasküler hastalıklar, enfeksiyonlar ve genetik bozuklukların teşhisinde de kullanılmaktadır. Kardiyovasküler hastalıklarda ise dolaşımdaki mikroRNA profilleri, hastalığın progresyonu hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bununla birlikte, sıvı biyopsinin klinik uygulamalara tam anlamıyla entegre edilebilmesi için bazı zorluklar mevcuttur. Bu zorluklar arasında yöntemlerin standardizasyonunun sağlanması, biyobelirteçlerin duyarlılığının artırılması ve klinik doğrulama süreçlerinin tamamlanması bulunmaktadır. Sıvı biyopsiden elde edilen verilerin yorumlanması ve klinik pratiğe aktarılması için ileri biyoinformatik analiz yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Gelecekte sıvı biyopsi, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın yönetiminde standart bir tanı yöntemi haline gelebilir. Özellikle yapay zeka ve makine öğrenmesi tabanlı veri analiz yöntemleri ile sıvı biyopsiden elde edilen bilgilerin daha hassas şekilde değerlendirilmesi mümkün olacaktır. Bu derlemede, şu an oldukça güncel olan sıvı biyopsi yöntemlerinin temel prensipleri, avantajları, sınırlamaları ve klinik uygulama alanları ele alınacaktır.