Betül MALKOÇ, Tuğba Çapar TAŞKESEN, Yasemin KAHYA
Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - 2026;18(3):1140-1158
Şema terapinin kişilik bozukluklarının tedavisinde etkin bir yöntem olduğu anlaşıldıktan sonra bu yöntemin daha geniş bir klinik yelpazede uygulanabilirliği üzerine incelemeler başlamıştır. Buradan hareketle yürütülen klinik uygulamalar ve çalışmalarda, depresyon, anksiyete bozuklukları ve travma ve stresörle ilişkili bozukluklar (TSSB) gibi klinik bozukluklarda da şema terapi temelli müdahalelerin belirtiler üzerinde iyileştirici gücü olduğu ortaya koyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, şema terapinin klinik bozukluklar üzerindeki etkinliğini seçkisiz kontrollü çalışmalarla inceleyen araştırma bulgularını sistematik bir şekilde derlemektir. Bu amaçla, Google Akademik, PsycARTICLES, PubMed, ProQuest, Scopus, Web of Science ve Wiley Online Library elektronik veri tabanları taranmıştır. Tarama sonucunda elde edilen çalışmalara dahil etme kriterleri uygulandığında dokuz makaleye ulaşılmıştır. Değerlendirmeye alınan çalışmalar, depresyon, anksiyete bozuklukları, TSSB, obsesif-kompulsif bozukluk ve ilişkili bozukluklar (OKB) ve beslenme ve yeme bozuklukları gibi klinik bozuklukları kapsayacak şekilde çeşitlilik göstermektedir. Araştırmaların bulguları, genel olarak şema terapi temelli müdahalelerin bu bozukluklarda belirtileri azaltmada etkili bir yöntem olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, şema terapinin etkinliği, genellikle bilişsel davranışçı terapi gibi diğer terapi yöntemleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve bazı çalışmalarda her iki ekol temelli uygulamaların benzer derecede etkili olduğu gözlenmiştir. Ancak kısıtlı bulgulara rağmen şema terapinin kısa süreli uygulamalarda dahi olumlu sonuçlar verdiği ve özellikle uzun vadeli etkiler açısından umut vadettiği vurgulanmaktadır. Derlenen bulgular, şema terapinin belirgin belirtilerle seyreden klinik bozukluklara yönelik tedavilerde önemli bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini önermektedir.