KLİNİK ÖZELLİKLER VE BAKIM YOĞUNLUĞUNUN TIBBİ ATIK ÜRETİMİ ÜZERİNDEKİ BELİRLEYİCİ ROLÜ

Elif BAŞ, Alparslan KAPISIZ

Sağlık Akademisyenleri Dergisi - 2026;13(3):621-634

Trabzon Fatih Devlet Hastanesi, Trabzon/ Türkiye

 

Giriş ve Amaç: Tıbbi atık yönetimi literatüründe atık üretimi çoğu zaman kurumsal düzenlemeler ve teknik süreçler üzerinden ele alınmaktadır. Buna karşın hasta başında uygulanan klinik girişimlerin atık miktarı üzerindeki nicel etkisi sınırlı sayıda çalışmada incelenmiştir. Bu çalışmada, yoğun-palyatif bakım hasta günleri ve hemodiyaliz seansları temel alınarak klinik özelliklerin tıbbi atık üretimi ile ilişkisi hasta merkezli bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Temmuz 2024-Ağustos 2025 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde bulunan dört yoğun bakım ünitesi, bir palyatif bakım servisi ile bir hemodiyaliz biriminde prospektif gözlemsel bir analiz yürütülmüştür. Yoğun- palyatif bakım hasta-günleri; mekanik ventilasyon, aspirasyon sıklığı, izolasyon durumu, drenaj varlığı ve basınç yarası gibi klinik özelliklere göre sınıflandırılmıştır. Hemodiyaliz biriminde ise tıbbi atık miktarı seans başına hesaplanmış, damar erişim yolu ile seans sırasında tıkanıklık/ yoğunluk veya set değişimi gelişme durumu değerlendirilmiştir. Klinik profillere göre ortalama atık miktarları karşılaştırılmış, analizlerde uygun parametrik ve non-parametrik testlerin yanı sıra çok değişkenli modelleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bulgular: Yoğun-palyatif bakımda birden fazla klinik özelliğin birlikte bulunduğu hasta profillerinde günlük tıbbi atık miktarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Klinik birimler arası yapılan karşılaştırmada en yüksek ortalama günlük tıbbi atık miktarı palyatif bakım grubunda saptanmıştır. Özellikle mekanik ventilasyon, sık aspirasyon ve drenajın birlikte bulunduğu profiller en yüksek atık üretimi ile ilişkilidir. Beş temel klinik özelliğin tamamını taşıyan profil, hiçbir temel klinik özelliğin bulunmadığı referans profile kıyasla çok değişkenli modelde daha yüksek günlük tıbbi atık üretimi ile ilişkili bulunmuştur (ayarlanmış ortalama fark/B=1.252 kg/gün; %95 GA: 0.657-1.846, p<0.001). Hemodiyaliz biriminde seans başına tıbbi atık miktarı, kateter kullanılan seanslarda fistül kullanılanlara göre ve tıkanıklık/yoğunluk veya set değişimi yaşanan seanslarda bu durumların yaşanmadığı seanslara göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (her iki karşılaştırma için p<0.001). Sonuç: Elde edilen bulgular tıbbi atık üretiminin yalnızca kurumsal süreçlerle değil, hasta başında uygulanan girişimlerin yoğunluğu ve seans bazlı klinik uygulamalarla da yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Klinik özellikleri dikkate alan hasta-profil temelli bir değerlendirme, tıbbi atık miktarındaki değişkenliği açıklamada daha kapsamlı bir çerçeve sunabilir.