FUNDA AKALTAN, YASEMİN KESKİN, YALÇIN ÖZKAN
Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi - 1999;26(3):281-287
Araştırmada,görünür ışıkla sertleştirilen kompozit rezinin polimerizasyon sonrasındaki muhtemel renk değişikliklerinin, yine görünür ışıkla sertleşen cam iyonomer siman ve kimyasal olarak sertleşen kompozitle mukayeseli olarak değerlendirilmesi amaçlandı.Görünür ışıkla sertleşen, iki farklı renkte (A2 ve B3) kompozit rezin ve cam iyonomer simanla birlikte kimyasal yolla sertleşen, üniversal renge sahip bir kompozit rezin kullanılarak, özel bir teflon indeks içine yerleştirilen B3 rengindeki porselen diskler üzerinde her bir materyalden 10'ar adet standart test örneği hazırlandı, l mm' lik ince tabaka ve bunun üzerine materyal ilavesiyle oluşturulan 2 mm' lik kalın tabaka uygulamalarından sonra kolorimetrik renk analizleri yapıldı. Elde edilen veriler CIELAB renk ölçeğinden yararlanılarak değerlendirildi.Çalışmada kullanılan restoratif materyallerin sertleşme sonrası renk değişim değerleri arasındaki farkların tespiti için varyans analizi ve Duncan testi kullanıldı. Işıkla sertleşen kompozit rezin özellikle ikinci tabaka uygulamalarında diğer iki materyale göre daha fazla renk değişikliği sergiledi (p<0.05). Açık renk restorasyon söz konusu olduğunda, kompozit rezinde koyu renge göre daha fazla renk değişikliği gözlenirken (p<0.05), cam iyonomer simanda açık ve koyu renkli örnekler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi (p>0.05).Restoratif materyallerde görünür ışıkla polimerizasyon, kimyasal sertleştirme reaksiyonuna göre daha fazla renk değişikliğine neden olmuş; kompozit rezinin cam iyonomere göre daha fazla etkilendiği görülmüştür.Kompozit rezinde polimerizasyon sonrası renk değişikliğinin açık renkli restorasyonda daha belirgin olduğu gözlenmiş; cam iyonomer simanda restorasyon renginin açık veya koyu oluşu renk değişikliği açısından fark yaratmamıştır. Görünür ışıkla polimerizasyon sonucunda restoratif materyallerde gözlenen renk değişikliği değerleri insan gözünün algılama hassasiyeti sınırları dahilinde olduğundan, klinik açıdan kabul edilebilir düzeydedir