KONAKÇI-MİKROP ETKİLEŞİMİ: BAKTERİYOSİN PEDİOSİNİN İNSAN DİŞETİ FİBROBLASTLARINDA VEGFA , EGF VE EGFR EKSPRESYONU VE YARA MODELİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Merve ŞEN, Sefa ÇELİK

Kocatepe Tıp Dergisi - 2026;27(4):524-531

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şuhut Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü

 

AMAÇ: Pediocin, Pediococcus türleri tarafından üretilen sınıf IIa bir bakteriyosindir ve özellikle Gram-pozitif bakterilere karşı güçlü antimikrobiyal aktivite gösterir. Ancak son kanıtlar, bazı bakteriyosinlerin ökaryotik hücrelerle de etkileşime girebildiğini ve anjiyogenez ile yara onarımı gibi konakçı yanıtlarını etkileyebildiğini göstermektedir. Bu çalışma, insan gingival fibroblast (HGF) hücrelerinde pediocinin biyolojik etkilerini araştırmayı; özellikle anjiyogenez ve yara iyileşmesiyle ilişkili yolaklar üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: İnsan gingival fibroblast hücreleri, artan konsantrasyonlarda pediocin (10-200 nM) ile muamele edilmiştir. Anjiyojenik ve epitel büyümesiyle ilişkili yanıtları değerlendirmek için Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü A (VEGFA), Epidermal Büyüme Faktörü (EGF) ve Epidarmal Büyüme Faktör Reseptörü (EGFR) gen ekspresyon düzeyleri kantitatif gerçek zamanlı PCR ile analiz edilmiştir. Farklı pediocin dozlarının yara kapanması üzerindeki etkilerini incelemek için yara kazıma (scratch) testi uygulanmıştır. BULGULAR: Pediocin, VEGFA gen ekspresyonunu anlamlı ölçüde artırmış ve anjiyogenezi destekleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, yara iyileşmesi doz bağımlı bir seyir göstermiştir, yüksek konsantrasyonlarda (100 ve 200 nM) yara alanının büyüdüğü gözlenmiş; bu durum pediocinin yüksek dozlarda yara kapanmasını olumsuz etkileyebileceğini düşündürmüştür. Ayrıca, 100 nM pediocin uygulamasında EGF ekspresyonunda 2.648 kat artış saptanmış ve pediocinin EGF sinyallemesini doz bağımlı olarak düzenlediği anlaşılmıştır. EGFR ekspresyonunda ise anlamlı bir değişiklik tespit edilmemiş; bu da ilgili yolak üzerinde dolaylı bir düzenleme olabileceğini düşündürmektedir. SONUÇ: VEGFA ve EGF doku onarımında kritik aracılar olsa da pediocinin bu moleküllerle olan karmaşık ve doz bağımlı etkileşimleri, terapötik potansiyelinin daha ayrıntılı araştırılmasını gerektirmektedir. Pediocin hem yararlı hem de olumsuz etkiler gösterebilmekte, bu da yara iyileşmesi ve olası kanser tedavisindeki uygulamalar için doz ve zamanlamanın optimize edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bulgular, bakteriyosinlerin hem antimikrobiyal hem de konak düzenleyici çift işlevli biyomoleküller olduğu kavramını desteklemekte ve biyolojik güvenlik ile terapötik kullanımları açısından daha fazla araştırmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.