KORONER YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE DELİRYUM: BELİRLEYİCİLER VE MORTALİTE ÜZERİNDEKİ PROGNOSTİK ETKİSİ

Meryem Gül TEKSİN TAŞ, Damla ÖZTÜRK EFE, Gülşen TEKSİN, Aykut DEMİRKIRAN, Özge SAHMELİKOĞLU ONUR, Yusuf Ziya ŞENER

Namık Kemal Medical Journal - 2026;14(2):190-195

Tekirdağ Namık Kemal University Faculty of Medicine, Department of Psychiatry, Tekirdağ, Türkiye

 

Amaç: Deliryum, yoğun bakım ünitelerinde sık görülen ve mortalite ile morbidite artışıyla ilişkili akut nöropsikiyatrik bir durumdur. Ancak koroner yoğun bakım ünitesinde (KYBÜ) deliryum gelişen kardiyak hastalarda mortalite ile ilişkili prognostik faktörler yeterince tanımlanmamıştır. Bu çalışmada, KYBÜ'de deliryum gelişen hastaların klinik özellikleri ve mortalite ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, retrospektif tasarlanan bu araştırmaya, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi KYBÜ'de Ocak-Aralık 2024 arasında yatarak izlenmiş ve deliryum tanısı konmuş 62 hasta dahil edilmiştir. Sosyodemografik veriler, laboratuvar bulguları, risk faktörleri, tedavi yaklaşımları, yatış süreleri, mortalite ve advers olaylar geriye dönük olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 76,6+/-10,5 yıl olup %58,1'i kadındı. Uzamış mekanik ventilasyon süresi (p=0,012), solunum yolu enfeksiyonu (p=0,038) ve santral venöz kateter kullanımı (p=0,036) hastane içi advers sonuçlarla anlamlı ilişkili bulundu. Yüksek kan üre azotu (BUN) (p=0,034), kreatinin (p=0,007), laktat (p=0,012), düşük pH (p=0,026) ve uzamış KYBÜ yatış süresi (p=0,001) hastane içi mortalite ile anlamlı ilişkiliydi. Altı aylık mortalite ise depresyon öyküsü (p=0,002), bakım evi öyküsü (p=0,002), morfin kullanımı (p=0,002), santral venöz kateterizasyon (p=0,011), kalp yetersizliği (p=0,003), yüksek BUN (p=0,003), kreatinin (p=0,007), laktat (p=0,012) ve mekanik ventilasyon süresi (p=0,049) ile ilişkili bulundu. Sonuç: KYBÜ'de deliryum gelişen hastalarda mortalite; organ fonksiyon bozukluğu göstergeleri, enfeksiyon yükü, invaziv girişimler ve psikososyal kırılganlık faktörleri ile yakından ilişkilidir. Deliryum, sistemik klinik instabilitenin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir ve kapsamlı risk değerlendirmesi ile multidisipliner yönetim yaklaşımları önem taşımaktadır.