GÜLSEREN BÜYÜKŞERBETÇİ, ÜMMÜ SERPİL SARI, NERMİN TEPE, MERVE KARABAŞ, FİGEN ESMELİ
Boğaziçi Tıp Dergisi - 2025;12(1):32-37
Korpus kallozum, her iki serebral hemisfer arasında interhemisferik iletişimi sağlayan, beyaz cevher traktlarının oluşturduğu birincil komissüral alandır. Korpus kallozum, yaklaşık 200 milyon ağır miyelinli aksondan oluşur ve kontralateral nöronlara homotopik veya heterotopik projeksiyonlar oluşturur. Anatomik olarak, korpus kallozum dört ayrı bölüme ayrılır: rostrum, genu, body ve splenium. Bu bileşenler, sağ ve sol serebral hemisferlerin karşılık gelen merkezlerini bağlar ve kapsamlı nöral koordinasyonu sağlar. Korpus kallozumun sitotoksik lezyonları (KKSL), çeşitli nörolojik semptomlarla kendini gösterebilir. Bu çalışmada dört KKSL vakası sunulmaktadır. İlk vaka, nöroloji polikliniğine ateş, bulanık görme ve yorgunluk şikayetleriyle başvuran 41 yaşında erkek hastaydı. İkinci olgu, 21 yaşında kadın hasta, acil servise baş ağrısı, ateş, tinnitus ve boğaz ağrısı ile başvurdu. Üçüncü vaka, 65 yaşındaki bir kadın hastaydı. Acil servise baş ağrısı, farkındalığın bozulduğu fokal nöbet ve konfüzyon ile başvurdu. Dördüncü vaka, 64 yaşında kadın hastaydı; global afazi ve sağ hemiparezi ile başvurdu ve acil servisteki takibinde ateş ortaya çıktı. Korpus kallozum splenium lezyonunun (KKSL) etiyolojisinde, ilk vakada diş temizleme işlemi sonrası gelişen enfeksiyon, ikinci vakada lobar pnömoni ve üçüncü vakada sinüs venöz trombozu tespit edildi. Ayrıca üçüncü vakada takip sırasında ateş ve farkındalığın bozulduğu nöbetler izlendi. Dördüncü vakada ise ampirik antibiyotik tedavisine yanıt veren, ancak kültür ve görüntüleme gibi enfeksiyon odağına yönelik tetkiklerde kaynağı tespit edilemeyen bakteriyel enfeksiyonun etiyolojide rol oynadığı düşünüldü. KKSL tanısı, difüzyon manyetik rezonans görüntüleme (MRI) kullanılarak korpus kallozumda akut difüzyon kısıtlamasının belirlenmesiyle konur. KKSL, tanı konulmamış nörolojik bulguları olan hastalarda ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulmalıdır. Genellikle altta yatan nedene bağlı olarak geri dönüşümlüdür ve iyi prognozludur. Radyolojik olarak tanınması, uygun tedavi seçimi için önemlidir.