Hatice Tuğçe BERBEROĞLU, Muteber Gizem KESER GÜMÜŞ
İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;10(30):848-866
Kronik ağrı, üç aydan uzun süren veya tekrarlayıcı nitelikte olan ağrı olarak tanımlanmakta ve dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen önemli bir halk sağlığı problemi olarak kabul edilmektedir. Günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren, fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabilen bu durum, bireylerin yaşamlarını uzun süreli olarak olumsuz etkileyebilmektedir. Kronik ağrının oluşum mekanizmaları henüz tam olarak aydınlatılamamış olsa da, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, bazı biyolojik süreçlerin bu durumun gelişiminde rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu süreçler arasında oksidatif stres, inflamasyon, artmış vücut ağırlığı ve bağırsak mikrobiyotasında görülen dengesizlik (disbiyozis) öne çıkmaktadır. Dikkat çekici olan nokta ise bu faktörlerin çoğunun doğrudan ya da dolaylı olarak beslenme ile yakından ilişki içinde olmasıdır. Bu nedenle, beslenmenin kronik ağrının oluşumu ve şiddeti üzerindeki etkilerini araştırmak, ağrıyı azaltmaya yönelik beslenme temelli yaklaşımların geliştirilmesini mümkün kılabilir. Bu derlemede, kronik ağrı patogenezinde rol oynayan olası biyolojik mekanizmalar ele alınmakta ve beslenme tedavisinin bu süreçteki yeri ve potansiyel katkıları incelenmektedir. Böylece, kronik ağrının önlenmesi ve yönetiminde tamamlayıcı bir yaklaşım olarak beslenmenin önemi vurgulanmaktadır.