Selvi Ceran, Burcu Akın Sarı, Ali Ercan Altınöz, Nilgün Taşkıntuna
Journal of Cognitive-Behavioral Psychotherapy and Research - 2025;14(3):218-228
Bu çalışma, kronik ağrı tanısı alan bireylerde aleksitimi, bağlanma stilleri ve algılanan ebeveynlik arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Bu olgu-kontrol çalışmasına 63 kronik ağrı tanılı hasta ve 62 sağlıklı birey katıldı. Katılımcılar; Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Anketi, Young Ebeveynlik Ölçeği (YEO), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Envanterini (BAE) yanıtladı. Kronik ağrı hastaları, kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek TAÖ puanları bildirdi (ortanca [çeyrekler arası aralık]=50 [44-55] vs. 43 [36-48], p<0,001); bu da duyguları tanıma ve ifade etmede daha fazla güçlük yaşadıklarını göstermektedir. Ayrıca kronik ağrı grubunun bağlanma anksiyetesi (69 [55-86] vs. 60 [47-71], p=0,035), puanları da istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Olumsuz ebeveynlik algısına ilişkin olarak kronik ağrı hastaları; annelikte Küçümseyici/Kusur Bulucu, Aşırı İzin Verici/Sınırsız, Kötümser/Endişeli ve Kapalı/Duygularını Bastıran alt ölçeklerinde; babalıkta ise Sömürücü/İstismar Edici, Aşırı İzin Verici/Sınırsız ve Duygusal Yoksun Bırakıcı alt ölçeklerinde anlamlı olarak daha yüksek puanlar aldı. Bulgular, kronik ağrı hastalarının daha fazla duygusal düzenleme güçlüğü, yüksek bağlanma anksiyetesi ve daha olumsuz erken dönem ebeveynlik algısı deneyimlediklerini göstermektedir. Özellikle anneden algılanan eleştirel tutum ile babadan algılanan istismar ve duygusal yoksunluk dikkat çekicidir. Erken dönemde bakım verenle kurulan olumsuz ilişkiler ve duygusal işlevsizlik, kronik ağrının gelişiminde veya sürdürülmesinde rol oynayabilir. Bu faktörlere yönelik müdahaleler, psikolojik tedavilerin etkinliğini artırabilir. Gelecek araştırmalarda daha geniş örneklemlerle yürütülecek kohort çalışmaların nedensel ilişkileri incelemesi önerilmektedir.