Banu YILMAZ
İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2026;30(1):21-28
Giriş: Kronik antikor aracılı rejeksiyon (kAAR), geç dönem böbrek allogreft kaybının başlıca nedenlerinden biridir; ancak tedavisi zorludur ve klinik sonuçlar heterojendir. Bu retrospektif, tek merkezli çalışmada, biyopsi ile doğrulanmış kAAR hastalarında greft sağkalımını öngören klinik, laboratuvar ve histopatolojik belirteçlerin belirlenmesi ve intravenöz immünoglobulin (IVIG) tedavisinin olası koruyucu etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli çalışmaya, Banff 2019 kriterlerine göre 2008-2022 yılları arasında kAAR tanısı alan 40 böbrek nakli alıcısı dahil edildi. Klinik, biyokimyasal ve histopatolojik değişkenler greft sonuçları ile ilişkili olarak analiz edildi. Greft kaybının bağımsız öngördürücülerini belirlemek için çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapıldı; greft sağkalımı Kaplan-Meier yöntemi ile değerlendirildi. Bulgular: Ortalama 108,9 +/- 51,3 aylık takip süresinde 19 hastada (%47,5) greft kaybı gelişti. Tanı anında daha düşük eGFR (OR = 0,90; %95 GA 0,83-0,98; p = 0,015) ve daha yüksek kronisite skorları (ci + ct; OR = 6,71; %95 GA 1,39-32,4; p = 0,018) greft kaybı ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. Buna karşılık, IVIG tedavisi bağımsız bir koruyucu faktör olarak saptandı (OR = 0,02; %95 GA 0,001-0,38; p = 0,009). Kaplan-Meier analizi, kAAR tanısı sırasında serum kreatinin >= 2,5 mg/dL veya eGFR <= 25 mL/dk/1,73 m² olan hastalarda greft sağkalımının anlamlı derecede daha düşük olduğunu gösterdi (p < 0,05). Sonuç: Azalmış renal fonksiyon ve artmış kronik histolojik hasar greft kaybını bağımsız olarak öngörürken, IVIG tedavisi artmış greft sağkalımı ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Bu bulgular, kAAR tanısı anında erken fonksiyonel ve histolojik değerlendirmenin önemini vurgulamaktadır.