KRONİK BÖBREK HASTALIĞI OLAN HİPOMAGNEZEMİLİ HASTALARDA ÜÇ AYLIK MAGNEZYUM REPLASMANININ PRORETİNÜRİ ÜZERİNE ETKİSİ

Ceren DEMİR, Serkan BAKIRDOGEN

Acta Medica Nicomedia - 2026;9(1):1-6

Kirsehir Ahi Evran University, Training and Research Hospital, Department of Rheumatology, Kirsehir, Türkiye

 

Amaç: Kronik böbrek hastalığında (KBH), diabetes mellitus , metabolik sendrom ve hipertansiyon gibi metabolik bozukluklar yaygındır ve hipomagnezeminin bu bozuklukların gelişimine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Düşük serum magnezyum (Mg) düzeyleri, KBH hastalarında artan mortalite ve daha düşük glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) ile ilişkilendirilmiştir. Proteinüri de KBH ilerlemesi için bağımsız bir risk faktörüdür ve kontol altına alınması hastalığın progresyonunu yavaşlatabilir. Bu çalışma, hipomagnezemisi olan evre 1 -4 KBH hastalarında üç aylık Mg replasman tedavisinin proteinüri üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Toplam 66 evre 1 -4 KBH hastası çalışmaya dahil edildi. Serum Mg ve spot idrar protein/kreatinin oranı (PCR) başlangıçta ve üç ay sonra ölçüldü. Hastalar hipomagnezemik (n=25) ve normomagnezemik (n=41) grup olarak sınıflandırıldı. Hipomagnezemik grup, KBH için verilen tedaviye ek olarak, diyetisyen gözetiminde günde 365 mg elementer Mg ve Mg'dan zengin bir diyet alırken, normomagnezemi grubu standart KBH tedavisi aldı. Veriler SPSS kullanılarak analiz edildi; p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Normagnesemik grupta serum Mg ve PCR düzeyleri anlamlı bir değişiklik göstermedi (p>0,05). Hipomagnezemik grupta ise serum Mg düzeyleri başlangıç düzeyine kıyasla anlamlı şekilde arttı (p=0,0001) ve PCR düzeyleri ise belirgin şekilde azaldı (p=0,0001). Sonuç: Sonuç olarak, üç aylık Mg replasman tedavisi hipomagnezemik KBH hastalarında proteinüriyi önemli ölçüde azaltmıştır. Bu bulgular, Mg eksikliğinin yalnızca biyokimyasal bir anormallik değil, böbrek hastalığının ilerlemesini etkileyebilecek değiştirilebilir bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Mg takviyesinin uzun vadeli renal, metabolik ve inflamatuar etkilerini doğrulamak için daha geniş prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.