Arzu FERHATOSMANOĞLU, Hanife BAYKAL ŞAHİN
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;51(3):379-386
Kronik ürtiker (KÜ), tekrarlayan kaşıntılı kabarıklıklarla karakterize olan ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı, KÜ hastalarında anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları ve fibromiyalji sendromu (FMS) prevalansını değerlendirmek ve bu bulguları sağlıklı kontrollerle karşılaştırmaktır. Çalışmaya 161 KÜ hastası ve KÜ dışındaki dermatolojik rahatsızlıkları olan 155 kontrol grubu hastası dahil edildi. Metabolik sendrom parametreleri, psikiyatrik değerlendirmeler ve uyku kalitesi ölçümleri dâhil olmak üzere kapsamlı klinik, sosyodemografik ve laboratuvar verileri toplanmıştır. KÜ hastalarının %68,3'ü kadındı. Kadın hastalarda hastalık başlangıcı anlamlı olarak daha geç (p=0,002), eğitim düzeyi daha düşük (p=0,025), tiroit hastalığı (p=0,024), tiroid otoantikor yüksekliği (p=0,032) ve FMS sıklığı (p=0,028) erkeklere göre daha yüksekti. Kontrol grubuna kıyasla, KÜ hastalarında FMS (p<0,001), orta-şiddetli depresyon (p<0,001), daha yüksek VAS ağrı skoru (p<0,001), antidepresan kullanımı (p<0,001) ve kötü uyku kalitesi (p<0,001) daha yaygındı. Ürtiker Aktivite Skoru (UAS7) ile belirlenen kontrolsüz KÜ, daha yüksek VAS ağrı skoru (p<0,001), artmış FMS prevalansı (p<0,001), daha yüksek depresyon oranı (p=0,008) ve daha sık uyku bozukluğu (p=0,009) ile ilişkiliydi. Ayrıca, omalizumab kullanan hastalarda Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS)-anksiyete skorları anlamlı derecede daha düşüktü (p=0,028). Bu durum, doğrudan bir tedavi etkisinden ziyade daha iyi hastalık yönetimini yansıtan gözlemsel bir ilişkiye işaret etmektedir. Bulgularımız, özellikle kadınlarda ve kontrolsüz hastalığı olanlarda KÜ'nün önemli fiziksel ve psikolojik yükünü ortaya koymakta ve fibromiyalji, depresyon ve uyku bozuklukları gibi eşlik eden durumların dikkate alındığı bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulamaktadır.