Mehmet SOYUGÜZEL, Aysun SOYUGÜZEL
Anatolian Journal of Emergency Medicine - 2026;9(2):77-82
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kuduz riskli hayvan teması nedeniyle acil servise başvuran pediatrik olguların demografik ve klinik özelliklerini belirlemek ve kuduz immünglobulini uygulanmasını etkileyen bağımsız risk faktörlerini analiz etmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, kuduz riskli hayvan teması nedeniyle 1 Ocak 2021 ile 1 Ağustos 2025 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi acil servisine başvuran 0-18 yaş arası 204 pediatrik olgu geriye dönük olarak analiz edildi. Olgulara ait temas özellikleri, yara tipleri ve uygulanan profilaksi yöntemleri kaydedildi. İmmünglobulin uygulanmasını etkileyen faktörler iki değişkenli analizler ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 8,86 +/- 4,75 yıl olup %64,2'si erkekti. En sık kedi (%50,5) ve köpek (%47,1) teması görüldü. Hayvanların %89,7'sinin sahipsiz olduğu belirlendi. Olguların %99'u Kategori 3 temas grubunda yer almasına rağmen yalnızca %21,1'ine immünglobulin uygulandı. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, dermis ve alt tabakaları tutan yara derinliği immünglobulin uygulanması için tek bağımsız risk faktörü olarak bulundu (OR 2,89; %95 GA: 1,23-6,79; p=0,015). Yaş, cinsiyet, hayvan türü ve başvuru zamanının immünglobulin kullanımı üzerinde bağımsız bir etkisi bulunmadı. Sonuç: Pediatrik kuduz riskli temas olgularında profilaksi kararı, özellikle immünglobulin kullanımı, hayvan türü veya başvuru zamanından ziyade yara derinliğine göre şekillenmektedir. Kategori 3 temas oranının çok yüksek olmasına rağmen immünglobulin kullanımının düşük kalması, derin olmayan ancak yüksek riskli temaslarda immünglobulin endikasyonunun klinik pratikte yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.