KÜLTÜRE-EDİLMEMİŞ OTOLOG HÜCRE SPREYİ İLE TEDAVİ EDİLEN DERİN İKİNCİ DERECE YANIKLARIN DENEYSEL MODELİNDE DONÖR ALANI BÜYÜKLÜĞÜNÜN TEDAVİ SONUÇLARINA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Sermet TERZİ, Ömer CENNET, Busenur KIRIMTAY, Kemal KÖSEMEHMETOĞLU, Ali KONAN

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(9):1021-1027

Department of General Surgery, Hacettepe University, Faculty of Medicine, Ankara-Türkiye

 

AMAÇ: Derin ikinci derece yanıkların tedavisi genellikle zaman alıcı ve maliyetlidir; bu durumda, kısmi kalınlıkta deri greftleri halen standart tedavi yöntemidir. Son yıllarda, kültüre-edilmemiş otolog hücre spreyleri benzer etkinlik göstermeye başlamıştır. Bu çalışmada, bu yöntemin uygulanmasında en uygun donör alanı/yanık alanı oranını belirlemek amacıyla deneysel bir hayvan modeli kullanılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Yirmi dört erkek Wistar-albino sıçan üç gruba (A, B ve C) ayrıldı ve her birinin sırt bölgesine standart boyutta (2 cm²) iki adet ikinci derece yanık oluşturuldu. Yanık sonrası 5. günde aşağıdaki tedaviler uygulandı: Grup A'da yaralar ya tedavisiz bırakıldı ya da tangensiyel eksizyon uygulandı; Grup B'de 2 cm² ve 1 cm² donör alanlarından elde edilen otolog hücre süspansiyonu uygulandı; Grup C'de ise 0.5 cm² ve 0.25 cm² donör alanlarından elde edilen hücre süspansiyonu uygulandı. Tüm hayvanlar 14. günde sakrifiye edildi. Yara iyileşmesi makroskopik olarak nekroz yüzdesi, histopatolojik olarak ise ülser boyutu ve inflamasyon skoru (0-3) ile değerlendirildi. BULGULAR: Grup A, B ve C'nin birinci ve ikinci yanık alanlarında gözlenen ortalama nekrotik alan yüzdeleri sırasıyla %15+/-0.15, %13+/-0.1, %6+/-0.05, %6+/-0.05, %17+/-0.15 ve %9+/-0.1 idi. Ortalama ülser boyutları sırasıyla 1.5+/-2.0 mm, 0.8+/-1.6 mm, 0.4+/-0.7 mm, 0.1+/-0.4 mm, 2.4+/-2.1 mm ve 1.3+/-1.7 mm olarak ölçüldü. Enflamatuvar yanıt skorları ise sırasıyla 1.8+/-1.5, 1.5+/-1.2, 0.8+/-1.0, 0.5+/-1.1, 2.0+/-1.1 ve 1.5+/-1.4 idi. Grup B'nin ikinci yanık alanında değerlendirilen tüm parametrelerde, tedavisiz gruba kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyi sonuçlar elde edildi (p=0.007, p=0.041, p=0.043). SONUÇ: Önceki çalışmalar geniş yanıklar için küçük donör alanlarının yeterli olabileceğini öne sürerken, bu çalışmanın bulguları küçük yüzeyli yanıklarda donör/yanık alan oranının 1: 2 olarak belirlenmesinin yara iyileşmesini daha etkin şekilde desteklediğini göstermektedir. Ancak 14 günlük takip süresi ve yalnızca tek bir termal yanık modelinin kullanılması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Gelecekte daha uzun takip süreleri, farklı yanık etiyolojileri ve moleküler ya da immünohistokimyasal analizlerin yer aldığı çalışmalar ile bulguların doğrulanması ve genişletilmesi gerekmektedir.