Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

LATERAL PENCERE TEKNİĞİ İLE SİNÜS ELEVASYONU SONRASI ERKEN VE GEÇ KOMPLİKASYONLARIN BELİRLEYİCİLERİ: İKİ YILLIK RETROSPEKTİF KOHORT ÇALIŞMASI

İpek Necla GÜLDİKEN, Emine Nur KAHRAMAN

Cumhuriyet Dental Journal - 2026;29(1):158-167

Department of Oral and Maxillofacial Surgery, Faculty of Dentistry, Çanakkale Onsekiz Mart University, Çanakkale, Türkiye

 

Amaç : Lateral pencere tekniği ile maksiller sinüs tabanı yükseltimi sonrası erken postoperatif komplikasyonlar ile 1 ve 2 yıllık implant ilişkili sonuçları, CBCT temelli anatomik parametrelerin cerrahi ve protetik değişkenlerle birlikte değerlendirilmesi yoluyla incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif, tek merkezli kohort çalışmaya 2020-2023 yılları arasında lateral pencere sinüs augmentasyonu uygulanan 128 hasta dahil edilmiştir. Preoperatif CBCT görüntüleri kullanılarak rezidüel kemik yüksekliği, lateral duvar kalınlığı, palatal-nazal reses açısı, ostium çapı, Schneiderian membran kalınlığı (<3 mm veya >=3 mm), septa varlığı, sinüs patolojisi ve alveolar antral arter (AAA) çapı (<=2 mm veya >2 mm) değerlendirilmiştir. Erken postoperatif komplikasyonlar ilk ay içinde kaydedilmiştir. İmplant ilişkili sonuçlar 1. ve 2. yıllarda implant kaybı veya peri-implant krestal kemik rezorpsiyonu (CBR) olarak sınıflandırılmıştır. İstatistiksel analizlerde tek değişkenli testler ve 1. yıl CBR sonuçları için çok değişkenli lojistik regresyon analizi kullanılmıştır (p < 0,05). Bulgular: Erken postoperatif komplikasyonlar nadir görülmüş ve çoğunlukla greft açığa çıkması/enfeksiyon ile kanama/hematom şeklinde ortaya çıkmıştır. AAA çapının >2 mm olduğu olgularda erken komplikasyon sıklığı anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş, kanama/hematom yalnızca bu grupta gözlenmiştir (p = 0,006). Ostium çapı dahil diğer anatomik parametreler ile erken komplikasyonlar arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Birinci yılda implant sonuçları; protetik üst yapı tipi, rezidüel krestal kemik yüksekliği, özellikle Schneiderian membran perforasyonu olmak üzere intraoperatif komplikasyonlar ve postoperatif komplikasyon yönetimi ile anlamlı ilişki göstermiştir. Bu ilişkiler esas olarak implant kaybından ziyade artmış CBR ile ilişkilidir. İkinci yılda ise tek değişkenli analizlerde protetik üst yapı tipi ve Schneiderian membran kalınlığı >=3 mm anlamlı bulunmuş; ancak çok değişkenli modellemede bağımsız bir prediktör saptanmamıştır. Takip süresi boyunca implant kaybı nadir olarak izlenmiştir. Sonuçlar: CBCT temelli cerrahi planlama ve düzenli postoperatif takip ile lateral pencere sinüs elevasyonu kısa ve orta dönemde öngörülebilir sonuçlar sağlamaktadır. Erken kanama ilişkili komplikasyonlarda vasküler anatomi belirleyici olurken, uzun dönem krestal kemik değişikliklerinde protetik tasarımın daha etkili olduğu görülmüştür.