LENFOSİTTEN FAKİR TİP HODGKİN LENFOMA YA DA GERÇEKTEN ÖYLE Mİ?

MURAT SEZER, TAFLAN SALEPÇİ, ALİ YAYLA

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2002;13(3):207-209

Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Kliniği

 

Kırk bir yaşında, bayan hasta. Plörezi tetkik amacıyla Göğüs Hastalıkları Kliniği 'ne yatırıldı. Öyküsünde 5-6 ay önce boyun, koltukaltı ve kasıklarındı şişlik olduğu ve ilaçlarla gerilediği, yaklaşık l ay önce bu şişliklerin tekrarladığı öğrenildi. Fizik muayenesinde servikal, supraklavikular, aksiller ve inguinal lenfadenopatiler, sağ hemitoraksta orta ve alt alanlarda solunum seslerinde azalma ve epigastrik bölgede 10 cm. çaplı kitle tespit edildi. Servikal lenfadenopati eksizyonel biyopsi sonucunun lenfositten fakir tip Hodgkin lenfoma gelmesi üzerine ABVD protokolüne göre kemoterapi başlandı. İki kür kemoterapi almasına rağmen plevral efüzyonda ve şişliklerinde gerileme olmaması üzerine biyopsi preperatları tekrar incelendi immünhistokimyasal analiz yapıldı. Sonuçta T-hücreli anaplastik büyük hücreli lenfoma olarak tanısı değişen hastanın tedavisi CEOP protokolüne göre yeniden düzenlendi. İkinci kürden itibaren plevral sıvısı kaybolan ve şişlikleri inen hastanın tedavisi devam ediyor. Bizim olgumuzda olduğu gibi lenfositten fakir tip Hodgkin lenfoma tanısı alan olguların bir çoğunun immünhistokimya ile tekrar değerlendirildiğinde aslında non-Hodgkin lenfoma oldukları anlaşılmıştır.