Evren Tileklioğlu, Elif Aydın
Türkiye Parazitoloji Dergisi - 2025;49(4):146-151
Amaç: Paraziter hastalıkların tedavisinde kullanılan mevcut tedavi ajanların sınırlılıkları nedeniyle yeni ve etkili ürünlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, tıbbi bitkiler gibi alternatif yaklaşımlara olan ilgiyi artırmaktadır. Flavonoid grubu içerisinde olan luteolin, doğal özellikleri ve farmakolojik etkileri sayesinde birçok hastalığın tedavisinde umut verici potansiyeli olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada, luteolinin Acanthamoeba castellanii (A. castellanii), Entamoeba histolytica (E. histolytica), ve Leishmania tropica'ya (L. tropica) karşı in vitro aktivitesinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntemler: Çalışmada kullanılan referans parazit suşlarına, 200 mug/mL ile 1,5 mug/mL arasında değişen luteolin konsantrasyonları uygulanarak antiparazitik aktivite test edildi. Pozitif kontroller olarak klorheksidin, metronidazol ve glukantim, negatif kontroller olarak dimetil sülfoksit ve parazite özgü kültür ortamları kullanıldı. Parazit mortalitesi, XTT[2,3-bis (2-metoksi-4-nitro-5-sülfenil)- (2H)-tetrazolium-5-karboksanilid] ve trypan blue boya testleri ile değerlendirildi. Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve medyan ölüm dozu (LD??) değerleri, doğrusal olmayan regresyon analizi ile belirlendi. Bulgular: Luteolinin, A. castellanii ve E. histolytica için 100 mug/mL, L. tropica için 12,5 mug/mL MIC değerleri ile önemli bir etkinlik göstermiştir. LD?? analizi, E. histolytica için 3,125 mug/mL ve A. castellanii için 1,5 mug/mL etkin konsantrasyonları ortaya koyarken, L. tropica 1,5 mug/mL'nin altında bir LD?? değeri göstererek en yüksek duyarlılığı sergilemiştir. Sonuç: Bu çalışma ile luteolinin in vitro ortamda güçlü antiprotozoal etkisi belirilenmiştir. Çalışmada en duyarlı parazit L. tropica, ardından A. castellanii ve E. histolytica olmuştur. Özellikle luteolinin anti-leishmanial aktivitesi, glukantim ile karşılaştırılabilir düzeydedir. Sonuç olarak luteolinin, geniş spektrumlu bir antiparazitik ajan olarak önemli potansiyel göstermektedir. Terapötik etkinliğinin değerlendirilmesi için kapsamlı in vivo çalışmaların yapılması önerilmektedir.