MADDE KULLANIM BOZUKLUĞU OLAN BİREYLERDE HEPATİT VE HIV SEROPREVALANSI

Damla İşman HAZNEDAROĞLU, Sümeyra İSTEK, Ayşe Merve PARMAKSIZOĞLU AYDIN, İbrahim SUNGUR, Şaziye Rüçhan SERTÖZ, Memnune Selda ERENSOY, Meltem Işıkgöz TAŞBAKAN, Tansu YAMAZHAN

Ege Journal of Medicine - 2026;65(3):487-496

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir - Türkiye

 

Amaç: Madde kullanım bozukluğu (MKB), güvenli olmayan enjeksiyon uygulamaları, riskli davranışlar ve olumsuz yaşam koşulları nedeniyle özellikle viral hepatitler ve HIV gibi kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar açısından önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada MKB tanılı bireylerde hepatit A virüsü (HAV), hepatit B virüsü (HBV), hepatit C virüsü (HCV) ve HIV seroprevalansının belirlenmesi ve bu popülasyondaki tarama uygulamalarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, 1 Haziran 1998 - 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında üçüncü basamak bir sağlık kurumunda bulunan psikiyatri kliniğinde MKB tanısıyla ayaktan takip edilen hastaların tıbbi kayıtları incelenmiştir. Hastaların demografik özellikleri, madde kullanım özellikleri ile HAV, HBV, HCV ve HIV serolojik sonuçları hastane kayıtlarından elde edilmiştir. Seropozitiflik oranları hesaplanmış ve tarama uygulamaları değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma döneminde toplam 8.145 hastaya ait kayıt incelenmiş, bunlardan en az bir serolojik test sonucu bulunan 2.478 hasta (%30,4) analize dahil edilmiştir. Hastaların medyan yaşı 33 yıl (ÇAA: 25-45) olup, %85,6'sı erkektir. Test edilen hastalar arasında anti-HAV IgG pozitifliği %63,6 olarak saptanmıştır. HBsAg pozitifliği %2,3, anti-HCV pozitifliği %1,9 ve HIV seropozitifliği %0,85 olarak bulunmuştur. Bununla birlikte hastaların önemli bir kısmında viral hepatitlere yönelik testlerin eksik olduğu ve kapsamlı taramanın yalnızca sınırlı sayıda hastada yapıldığı görülmüştür. Sonuç: MKB tanılı bireyler viral hepatitler ve HIV enfeksiyonu açısından risk altında olmaya devam etmektedir. Ancak bu popülasyonda tarama uygulamalarının yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Bağımlılık poliklinikleri tarama, erken tanı ve tedaviye yönlendirme açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Standart tarama stratejilerinin uygulanması, bu enfeksiyonların saptanma oranlarını ve yönetimini iyileştirebilir.