SELAM YEKTA ŞENDÜL, CEMİLE ÜÇGÜL, İSKENDER ALKIN SOLMAZ, DİLEK GÜVEN
MN Oftalmoloji Dergisi - 2011;18(3):165-175
Amaç: Maküla yüzey hastalıklıkları (epiretinal membran, maküler delik ve vitreomaküler traksiyon sendromu) tanısı almış hastalarımızda uyguladığımız cerrahi tedavinin etkinliğinin araştırılması ve başarımızı etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi. Gereç ve Yöntem: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Göz Kliniği tarafından Ekim 2008 ve Mayıs 2010 tarihleri arasında maküla yüzey hastalıkları tanısı almış ve pars plana vitrektomi (PPV) uygulanmış hastalardan, postoperatif dönemde en az 3 ay süreyle takip edilmiş olan 13 kadın 6 erkek toplam 19 hastanın 19 gözü çalışmaya dahil edildi. Hastaların 11’i epiretinal membran, 5’i maküler delik ve 3’ü vitreomaküler traksiyon sendromu tanısı ile takip edilmekteydi. Hastaların biyomikroskopik fundus muayenesi, Snellen eşeli ile görme keskinliği (GK) ölçümü, pre- ve postoperatif optik koherans tomografisi (OKT) yapıldı. Hastaların 18’ine 20 gauge klasik vitrektomi birine ise 23 gauge transkonjunktival sütürsüz vitrektomi tekniği uygulandı. Düzeltilmiş GK’nde (DGK) artış fonksiyonel başarı, membran reküransının ve vitreomaküler traksiyonların olmaması, santral maküler kalınlığın azalması ve fizyolojik foveal kontürün oluşması anatomik başarı olarak değerlendirildi. İstatistiksel analizde Graphpad ve SPSS17 programları ile çalışıldı. Tüm testlerde anlamlılık seviyesi 0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Epiretinal Membran (ERM): ERM’lı olgularda DGK 11 olgunun 6’sında son muayenede en az 1 sıra Snellen levhası artış sağlanmasına rağmen ortalama DGK’deki artış anlamlı değildi. Postoperatif son muayenede santral maküler kalınlıkta (SMK) azalma istatistiksel açıdan anlamlıydı. Olguların %45,4’ünde foveal kontür düzelmişti. Maküler Delik (MD): MD olan 5 olgunun 3’ünde anatomik açıdan delik dudakları arasındaki mesafe tam kapanırken 2 olguda delik dudakları arasındaki mesafe azalmasına rağmen tam kapanma sağlanamadı. Bu olgularda hem DGK hem de anatomik açıdan istatistiksel başarı sağlandı. Vitreomaküler Traksiyon Sendromu (VMTS): VMTS’lu olan 3 olgumuzda hem görsel hem de anatomik açıdan başarı sağlansa da olgu sayısı yetersizliği nedeniyle istatistiksel değerlendirme yapılamadı. Katarakt postoperatif en sık komplikasyon olup % 52,6 oranında görüldü. Bir olguda tekrarlayan retina dekolmanı nedeniyle, bir olguda da postoperatif yüksek göz içi basıncı nedeniyle operasyon yapıldı. Sonuç: Maküla deliği olgularımızda hem anatomik başarı hem de görsel başarı literatürle uyumluydu. Epiretinal membran olgularımızda ise anatomik başarı literatür ile uyumlu olmasına rağmen vizyondaki artış ortalama bazında değerlendirildiğinde daha düşük seviyedeydi. Bu durum İLM’nin geniş çaplı soyulmaması veya postoperatif takip süresinin kısa olmasına bağlandı. Katarakt postoperatif en sık komplikasyon olup hiçbir olgumuzda endoftalmi gözlenmedi.