Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

MALULİYET DEĞERLENDİRMESİ AÇISINDAN KAFA TRAVMASI SONRASI NÖBET RİSKİ: NÖROŞİRURJİ UZMANLARININ YAKLAŞIMLARI

Mustafa Babekoğlu, Ecesu Ekinci, Gönül Güvenç, Yasemin Balcı

Adli Tıp Dergisi - 2026;40(1):19-28

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, Muğla, Türkiye

 

Amaç: Türkiye'de erişkinler için engellilik değerlendirilmesinde kullanılan yönetmeliklerde, epilepsi geçirme riskine %5 engel oranı verilmektedir. Ancak bu oran, sigorta kuruluşları ile hekimler arasında tartışmalara neden olmaktadır. Bu çalışmada, kafa travması sonrası oluşabilecek olası kraniyal patolojilerde Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanlarının epilepsi risk algısının ve klinik yaklaşımlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kafa travması sonrası nöbet riski oluşturabilecek kraniyal patolojilerin sorgulandığı yapılandırılmış bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan anket, Türkiye genelinde görev yapan; aralarındakıdemli asistan (3. yıl ve üzeri), uzman ve öğretim üyelerinin bulunduğu 52 beyin ve sinir cerrahına uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların tamamı (%100, n:52); parankimal hasar içeren durumlarda (kontüzyon, akut/subakut/kronik subdural hematom) ve penetran ateşli silah yaralanmalarında nöbet riskinin kesin olduğu yönünde görüş bildirmiştir. İntraserebral hematomlarda ve beyne bası yapan komplike kırıklarda bu oran %98,1 iken; bası oluşturmayan komplike kırıklarda risk algısı %65,4'e gerilemiştir. Radyolojik bulgusu olmayan ancak özellikli grupta (antikoagülan kullanımı, geriatrik yaş vb.) yer alan hastalarda katılımcıların %44,2'si risk öngörmüştür. Bu grupta asistan hekimlerin risk algısının, uzman ve öğretim üyelerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p=0,041). Sonuç: Nöroşirurji hekimleri arasında parankimal hasar ve penetran yaralanmaların epilepsi riski taşıdığı konusunda tam bir mutabakat vardır. Ancak kranium kırıklarında riskin belirlenmesinde kırığın tipinden ziyade "beyne bası etkisi" belirleyici faktördür. Radyolojik bulgusu olmayan ancak risk faktörü taşıyan hastalarda ise klinik tecrübe arttıkça risk algısının değiştiği görülmüştür. Maluliyet raporları düzenlenirken sadece kırık varlığı değil, parankimal etkilenme ve bası bulguları esas alınmalıdır.