Seçil GÜNDOĞDU, Leman GÜNBEY KARABEKMEZ
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;52(1):0-0
Tam alan dijital mamografide saptanan yapısal bozulma, hem benign hem de malign patolojilerle ilişkili olabilmesi nedeniyle önemli bir tanısal güçlük oluşturmaktadır. Bu retrospektif çalışmada, mamografide yapısal bozulma saptanan hastalarda benign ve malign lezyonların ayırt edilmesinde meme manyetik rezonans görüntülemenin (MRG) tanısal performansı değerlendirilmiştir. Ocak 2020 -Mart 2021 tarihleri arasında incelenen 62 hasta (yaş aralığı 27- 78, medyan 48) çalışmaya dahil edilmiştir. Otuz altı lezyon histopatolojik olarak doğrulanmış, 26 benign lezyon ise en az iki yıllık görüntüleme takibi ile teyit edilmiştir. MRG'de lezyon tipi, kenar özellikleri, internal kontrastlanma paterni, arka plan parankimal kontrastlanma düzeyi, T2 sinyal intensitesi, difüzyon kısıtlılığı, görünür difüzyon katsayısı (ADC) değerleri ve kinetik eğri tipi değerlendirilmiştir. Değerlendirilen lezyonların 17'si malign, 19'u benign olarak saptanmıştır. Malignite; düzensiz kenar, heterojen veya rim tarzı kontrastlanma, difüzyon kısıtlılığı, düşük ADC değerleri ve wash -out kinetik patern ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunurken, benign lezyonlar daha sıklıkla yüksek T2 sinyal intensitesi ve homojen kontrastlanma göstermiştir (tümü p<0,05). Minimal arka plan parankimal kontrastlanma malignite ile ilişkiliyken, belirgin kontrastlanma yalnızca benign olgularda izlenmiştir. M eme MRG, radial skar ile invaziv karsinom ayrımında sınırlı bir ayırt edici performans göstermiştir. Sonuç olarak, mamografide saptanan yapısal bozulmaların değerlendirilmesinde meme MRG ek tanısal katkı sağlamaktadır. Morfolojik, fonksiyonel ve dinamik özelliklerin birlikte değerlendirildiği multiparametrik yaklaşım tanısal doğruluğu artırabilir ve gereksiz biyopsilerin azaltılmasına katkıda bulunabilirken, malignite için önemli görüntüleme belirteçlerini de vurgulamaktadır.