MASLD HASTALARINDA SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METABOLİK İYİLEŞMEYE RAĞMEN FIB-4'TE PARADOKSAL ARTIŞ: RETROSPEKTİF BİR ÇALIŞMA

Gürkan DEĞİRMENCİOĞLU, Mehmet Hanifi ÇANAKCI

Hitit Medical Journal - 2026;8(3):568-576

Ankara Etlik City Hospital, Department of General Surgery, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD), obezite ve insülin direnci ile güçlü biçimde ilişkili olup, bariatrik cerrahi sonrasında karaciğer sonuçlarının değerlendirilmesi klinik açıdan önem taşımaktadır. Bu çalışmada laparoskopik sleeve gastrektomi (LSG) uygulanan hastalarda FIB-4 indeksindeki kısa dönem değişikliklerin yanı sıra insülin direnci, karaciğer enzimleri, trombosit sayısı ve vücut kitle indeksindeki değişimlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Ayrıca aktif kilo kaybı döneminde FIB-4'te gözlenen erken postoperatif değişikliklerin dikkatli yorumlanması gerekip gerekmediği değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif tek merkezli çalışmaya 2023-2025 yılları arasında LSG uygulanan 91 hasta dahil edildi. Ortalama 6-12 aylık izlem sürecinde preoperatif ve postoperatif vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi (VKİ), karaciğer enzimleri, trombosit sayısı, açlık glukozu ve açlık insülini verileri kaydedildi. FIB-4 ve HOMA-IR rutin laboratuvar parametrelerinden hesaplandı. Ultrasonografik steatoz 0 ile 3 arasında derecelendirildi. Bulgular: Çalışma grubunun yaş ortalaması 39,19 +/- 10,03 yıl olup hastaların %80,2'si kadındı. Ameliyat sonrasında vücut ağırlığı 118,92 +/- 19,59 kg'dan 93,44 +/- 17,70 kg'a (p<0,001), vücut kitle indeksi 45,09 +/- 6,26 kg/m²'den 36,61 +/- 4,92 kg/m²'ye (p<0,001) ve HOMA-IR 6,92 +/- 5,08'den 2,78 +/- 1,48'e (p<0,001) geriledi; alanin aminotransferaz düzeyinde de anlamlı bir azalma gözlendi. Buna karşılık ortalama FIB-4 skoru 0,57 +/- 0,24'ten 0,70 +/- 0,51'e hafif ancak anlamlı düzeyde yükseldi (p=0,0016). Sonuç: LSG, vücut ağırlığı, insülin direnci ve karaciğer enzimlerinde belirgin düzelme ile ilişkili bulunmuştur. Buna karşın, erken postoperatif dönemde FIB-4 skorunda mütevazı bir artış gözlenmiş, ancak hem preoperatif hem de postoperatif ortalama FIB-4 değerleri düşük risk aralığında kalmıştır. Bu bulgular, erken postoperatif dönemde FIB-4'te görülen değişikliklerin gerçek fibrozis progresyonundan ziyade, aktif kilo kaybı sürecindeki trombosit sayısı ve karaciğer biyokimyasındaki geçici değişiklikleri yansıtabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle bariatrik cerrahi sonrası FIB-4 sonuçları dikkatle yorumlanmalı ve mümkün olduğunda seri klinik değerlendirmeler ile elastografi gibi tamamlayıcı non-invaziv yöntemlerle desteklenmelidir.