Rumeysa Sultan ÇEVİK, İlsu ALDATMAZ, Ahmet Murat GÜNAL
Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;17(2):397-408
Meme kanseri, anormal hücrelerin kontrolsüz bölünmesiyle karakterize edilen, meme dokusundan kaynaklanan ve metastaz yapabilen malign bir hastalıktır. Her iki memede de gelişebilmektedir. Erken evrelerde belirti göstermeyebilirken ileri evrelerde meme ucu ve deri değişiklikleri, ülserasyon, ödem, koltuk altı lenf düğümlerinde büyüme ve üst ekstremitede ağrı gibi semptomlarla ortaya çıkabilmektedir. Genellikle kadınlarda görülse de, nadiren erkeklerde de teşhis edilebilmektedir. Meme kanseri, ülkemizde en sık rastlanan kanser türlerinden biri olup, dünya genelinde kadınlarda kanser ilişkili ölümlerin önde gelen nedenleri arasındadır. Meme kanseri gelişiminde genetik, epigenetik ve çevresel birçok faktör rol oynamaktadır. İleri yaş, hastalığa yakalanma olasılığını belirgin biçimde artıran en önemli risk faktörlerinden biridir. Ailede meme kanseri öyküsü, genetik yatkınlığı artırırken; genetik mutasyonlar ve polimorfizmler, bireyler arasındaki küçük fakat etkili farklılıkları yansıtır. Bu genetik varyasyonlar, çevresel faktörlerle etkileşime girerek meme kanseri riskini artırabilir veya azaltabilir. Beslenme, bu genetik farklılıkların etkisini değiştirebilen önemli bir çevresel faktördür. Uygun beslenme stratejileri, özellikle antioksidanlar, sağlıklı yağlar ve fitokimyasallar açısından zengin diyetlerle, genetik duyarlılığı dengeleyebilir ve hastalık gelişme riskini azaltabilir. Bu doğrultuda, bireyin genetik yapısına göre kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımlarını inceleyen nütrigenetik bilimi, meme kanserinin önlenmesi ve yönetiminde yeni bir perspektif sunmaktadır. Gen-beslenme etkileşimlerinin anlaşılması hem koruyucu stratejilerin geliştirilmesinde hem de tedaviye yanıtın optimize edilmesinde önemli katkılar sağlamaktadır.