Feyza Burul, Selma Sezen
Journal of Biotechnology and Strategic Health Research - 2026;10(1):46-57
Amaç Meme kanseri kadınlarda sık görülen, morbiditesi ve mortalitesi yüksek bir hastalıktır. Tedavide farklı yöntemler bulunmakla birlikte kemorezistans, meme kanserinde önemli bir problemdir. Bu çalışmada bioaktif özelliklere sahip doğal bir bileşik olan lekanorik asidin meme kanserinde tedavi hedefi olarak değerlendirilen reseptörlerle etkileşiminin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem Hedef proteinlerin 3D yapıları, 17beta-HSD1 (1FDW), ERalpha (6CBZ), EGFR (1M17) ve Bcl-xL (2W3L) PDB kimlikleri kullanılarak RCSB Protein Bankası'ndan (RCSB PDB; https://www.rcsb.org) elde edildi. Lekanorik asidin 3D yapısı PubChem veritabanından indirildi ve analizler için hazırlandı. Moleküler docking analizleri için AutoDock Vina kullanıldı. Ligand-reseptör etkileşimleri Discovery Studio 2021 (BIOVIA, ABD) kullanılarak görselleştirildi. Ayrıca lekanorik asidin ilaç adayı olarak fizikokimyasal, tıbbi kimya, farmakokinetik ve toksisite profilleri ADMETlab 3.0 kullanılarak kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Bulgular Moleküler docking analizlerinde lekanorik asidin hedef proteinlere -7,1 ile -7,7 kcal/mol arasında değişen kenetlenme skorlarıyla bağlandığı belirlenmiştir. Ayrıca lekanorik asidin P-gp inhibisyonu olasılığının çok düşük olduğu ve değerlendirilen ADMET parametrelerinin önceden tanımlanmış alt ve üst sınırlar içinde kaldığı radar grafiğinde kaydedilmiştir. Sonuç Lekanorik asidin meme kanseri patolojisinde kritik öneme sahip 17beta-HSD1, ERalpha, EGFR, ve Bcl-xL ile yüksek bağlanma afinitesi gösterdiği belirlenmiştir. Fizikokimyasal, tıbbi kimya, farmakokinetik ve toksisite profilleri açısından olumlu özelliklere sahip olduğu belirlenen lekanorik asidin terapötik potansiyelinin doğrulanması için in vitro ve in vivo çalışmalara ihtiyaç vardır.