SAKİNE SARMAN, MURAT BEYHAN
Hitit Medical Journal - 2025;7(2):188-197
Amaç: Son yıllarda yapılan meme biyopsilerinde kanser saptama oranı %10-31 arasında değişmektedir. Meme lezyonlarında gereksiz biyopsilerin önlenmesi için uygun sınıflandırma gerekmektedir. Çalışmamızın amacı benign ve malign meme lezyonlarında mikroakım görüntülemenin tanıya katkısını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yerel etik kurul onayı alındıktan sonra prospektif olarak 18 yaşından büyük 104 hastanın 109 lezyonu dahil edildi. Hastaların hepsine B-mod ultrasonografi, renkli Doppler ultrasonografi, power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntüleme yapıldı. B-mod ultrasonografi bulguları BI-RADS kategorisine göre, renkli Doppler ultrasonografi, power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntüleme bulguları ise ADLER metoduna göre sınıflandırıldı. Doppler ultrasonografik yöntemlerin duyarlılık, özgüllük, negatif prediktif değerleri ve pozitif prediktif değerleri hesaplandı. Bulgular: Toplam 30 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalarda trakea-özofageal fistül geliştiğinde mekanik ventilasyonHistopatolojik olarak meme lezyonlarının 68’i benign, 41’i maligndi. Power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntülemede benign ve malign lezyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık mevcuttu. Doppler ultrasonografi inceleme yöntemlerinde negatif prediktif değerler pozitif prediktif değerlerden daha yüksekti. Doppler ultrasonografi incelemelerinin malign lezyonları tanımlama olasılığı daha yüksek bulundu. Sonuç: Power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntülemelerdeki vasküler bulgular benign ve malign meme lezyonlarının ayrımında bir kriter olarak kullanılabilir. Bu sayede benign meme lezyonları takip edilerek gereksiz biyopsiler önlenebilir.