Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

MEME REKONSTRÜKSİYONUNDA SERBEST DIEP FLEBİ: BİR ONKOLOJİ ŞUBESİ HASTANESİNDEKİ İLK 14 OLGUNUN ANALİZİ

Munur Selcuk KENDIR, Cihangir OZASLAN, Burak DINCER, Mehmet Furkan SAGDIC

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;17(2):0-0

Acibadem University School of Medicine, Atakent Hospital, Department of Plastic & Reconstructive and Aesthetic Surgery, Istanbul, Türkiye

 

Amaç: Derin İnferior Epigastrik Perforatör (DIEP) flebi, estetik sonuçları ve yüksek hasta memnuniyeti nedeniyle otolog meme rekonstrüksiyonu için altın standarttır. Bu çalışma, bir onkoloji hastanesinde gerçekleştirilen ilk 14 DIEP flep rekonstrüksiyonunun klinik sonuçlarını ve komplikasyonlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: 2023-2024 yılları arasında DIEP flep rekonstrüksiyonu yapılan 12 hasta (14 rekonstrüksiyon) çalışmaya dahil edilmiştir. Perforatör damarların haritalanması için ameliyat öncesinde BT anjiyografi kullanılmıştır. Hasta demografik verileri, ameliyat detayları (iskemi süresi, perforatör sayısı ve ameliyat süresi) ve ameliyat sonrası sonuçlar analiz edilmiştir. Hastalar en az altı ay boyunca takip edilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 47,17 idi. Ameliyat süreleri tek taraflı rekonstrüksiyonlar için ortalama 5 saat 23 dakika, çift taraflı rekonstrüksiyonlar için ise 7 saat 28 dakika olarak hesaplandı. Venöz konjesyon gelişen iki hasta, yüzeyel inferior epigastrik ven (SIEV) anastomozu ile başarıyla tedavi edildi. Bir hastada kısmi flep nekrozu, iki hastada yağ nekrozu tespit edildi. Donör bölge dehisansı, biri diyabetik olan iki sigara içicisinde görüldü. Hiçbir hastada total flep kaybı ya da vasküler yeniden girişim gerekmedi. Dört hastada estetik amaçlarla düzeltici cerrahi uygulandı. Komplikasyon oranları literatürle uyumluydu. Sonuç: DIEP flebi, estetik ve fonksiyonel olarak olumlu sonuçlar sunan güvenli ve etkili bir meme rekonstrüksiyon yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Teknik uzmanlık gerektirse de bu çalışma, DIEP flebin onkoloji merkezlerinde uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Daha geniş hasta grupları ve uzun takip süreleriyle yapılacak çalışmalar, bu bulguları doğrulamak ve komplikasyon yönetimini optimize etmek için gereklidir.