Zafer Liman, Uğur Kayhan, Mustafa Erelel, İbrahim Uzun
Adli Tıp Bülteni - 2025;30(3):227-235
Amaç: Bu çalışma, Türkiye'de ölümle sonuçlanan meslek hastalığı olgularında illiyet bağının adli tıbbi açıdan değerlendirilmesinde karşılaşılan sorunları incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: 2008-2012 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından, ölümün meslek hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin olarak değerlendirilen 202 dosya geriye dönük olarak incelendi. Vaka özellikleri, istihdam süresi, tanı ve ölüm arasındaki süreler, patolojik inceleme yapılma durumu ve uzman görüşleri analiz edildi. Bulgular: Olguların tamamı erkekti ve %91,1'inin kömür madenciliği sektöründe çalıştığı görüldü. Ortalama meslek süresi 23,5 yıl, tanı ile ölüm arasındaki süre ise 19,4 yıl olarak bulundu. Olguların %92,6'sında özgeçmişte en az bir kez pnömokonyoz tanısı bulunduğu, kurul tarafından yapılan değerlendirmede ise %89,6'sında meslek hastalığı tespit edildiği ve %15,8'inde ölümün meslek hastalığına bağlı olduğunun mütalaa edildiği görüldü. Otopsi yapılan vaka sayısı yalnızca 1 (%0,5) idi. Çalışma süresi, tanı ile ölüm arasındaki süre ve emeklilik sonrası yaşam süresi ile ölümün meslek hastalığına bağlı olup olmadığı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). Meslek hastalığına eşlik eden sistemik hastalıkların varlığı, illiyet ilişkisinin reddi ile istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Sonuç: Olguların büyük bölümünde otopsi yapılmamış, tanı ile ölüm arasında uzun süre geçmiş ve bazı olgularda tıbbi belgeler yetersizdi. Belgelerin yetersizliği, otopsi eksikliği ve eşlik eden hastalıklar; birçok vakada ölümün meslek hastalığına bağlı olup olmadığına dair kesin bir değerlendirme yapmayı güçleştiren başlıca faktörlerdendir. Meslek hastalıklarının doğru tespiti ve kayıt altına alınabilmesi için yapılandırılmış adli otopsi protokollerine ve ulusal bir kayıt sistemine ihtiyaç vardır.