METABOLİK LİPİD PROFİLLERİ VE TİROİD NODÜL ÇAPI: RETROSPEKTİF KESİTSEL BİR ÇALIŞMA

Uğur KAPLANKAYA, Aykut BULU, Ali BARUTÇU

Family Practice and Palliative Care - 2026;11(3):176-183

Department of Internal Medicine, Fethi Sekin City Hospital, Elazığ, Türkiye

 

Giriş: Tiroid nodülleri yaygın endokrin bozukluklar arasında yer almakta olup, giderek artan kanıtlar metabolik faktörlerin bu nodüllerin gelişimi ve büyümesini etkileyebileceğini göstermektedir. Dislipidemi tiroid nodülleri ile ilişkilendirilmiş olsa da, lipid parametreleri ile nodüllerin kantitatif özellikleri arasındaki ilişki henüz net olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Özellikle non-yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (non-HDL-K) ile tiroid nodül boyutu arasındaki ilişki yeterince araştırılmamıştır. Bu nedenle bu çalışmada serum lipid profili, tiroid uyarıcı hormon (TSH) düzeyleri ve tiroid nodüllerinin ultrasonografik özellikleri arasındaki ilişkinin, özellikle nodül çapı üzerine odaklanılarak değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışma, Ocak 2022 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi İç Hastalıkları polikliniklerinde gerçekleştirildi. Çalışma popülasyonu, ultrasonografi ile doğrulanmış en az bir tiroid nodülü bulunan ve eş zamanlı laboratuvar ölçümleri mevcut olan erişkin hastalardan oluştu. Demografik, biyokimyasal ve ultrasonografik veriler elektronik tıbbi kayıtlardan retrospektif olarak elde edildi. En büyük nodül çapı, nodül sayısı ve nodül morfolojisi kaydedildi. Lipid parametreleri ile tiroid nodülü özellikleri arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla korelasyon ve regresyon analizleri uygulandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 109 hasta dahil edildi (kadın %81,7, ortalama yaş 48,17 +/- 12,98 yıl). Hastaların 66'sında solid, 43'ünde kistik nodül saptandı. Lipid parametreleri ve TSH düzeyleri solid ve kistik nodüller arasında anlamlı farklılık göstermedi. Nodül çapı ile total kolesterol (r = 0,207, p = 0,031), trigliserid (r = 0,221, p = 0,021) ve non-HDL-K (r = 0,240, p = 0,012) arasında zayıf fakat istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon bulundu; LDL-K ve HDL-K ile anlamlı ilişki saptanmadı. Log-dönüştürülmüş çap kullanılarak yapılan lineer regresyon analizinde TK (beta = 0,029, p = 0,034), TG (beta = 0,024, p = 0,010) ve non-HDL-K (beta = 0,038, p = 0,014) değerlerinin nodül boyutunda artış ile anlamlı ilişkili olduğu ve her 10 mg/dL artış için yaklaşık %2-4 çap artışına karşılık geldiği görüldü. Lojistik regresyon analizinde lipid parametrelerinin hiçbiri solid veya kistik morfolojiyi öngörmedi. Sonuç: Serum TK, TG ve non-HDL-K düzeyleri tiroid nodül çapı ile ilişkili bulunurken, nodül morfolojisi ve nodül sayısı ile ilişkili bulunmadı. Bu bulgular dislipideminin benign tiroid nodüllerinde ultrasonografik yapıdan ziyade nodül büyümesi ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Metabolik ve endokrin değişkenlerin de dahil edildiği daha geniş, prospektif çalışmalar kardiyometabolik durumun tiroid nodüllerinin doğal seyri üzerindeki etkisini açıklığa kavuşturabilir.