Merve AYIK TÜRK, Merve BAYRAKTAR, Özgür BATUM, Yelda VAROL, Nigar DİRİCAN, Sibel DORUK, Sami DENİZ
İzmir Göğüs Hastanesi Dergisi - 2026;40(2):62-66
İmmün kontrol noktası inhibitörlerine bağlı pnömonitis, programlanmış hücre ölümü proteini-1 (PD-1) inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda görülebilen ciddi immün ilişkili advers olaylardan biridir. Pnömonitis genellikle tedavinin ilk aylarında ortaya çıkmakla birlikte, geç başlangıçlı olgular giderek daha fazla bildirilmektedir. Bu olgu sunumunda, metastatik akciğer adenokarsinomu nedeniyle yaklaşık üç yıldır nivolumab tedavisi alan 59 yaşındaki bir kadın hastada gelişen nivolumab ilişkili pnömonitis sunulmuştur. Hasta, progresif efor dispnesi ve hipoksemi ile başvurmuştur. Tedavi yanıtının değerlendirilmesi amacıyla yapılan pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografide (PET/BT) bilateral hipermetabolik pulmoner infiltrasyonlar saptanmış ve enfeksiyon veya hastalık progresyonu düşünülmüştür. Yapılan bronkoskopi ve mikrobiyolojik incelemelerde enfeksiyöz etken gösterilememiştir. Nivolumab kullanımı ile zamansal ilişki, radyolojik bulgular ve diğer nedenlerin dışlanması sonucunda immün kontrol noktası inhibitörü ilişkili pnömonitis tanısı konulmuştur. Nivolumab tedavisi kesilmiş ve 0,5 mg/kg/gün dozunda sistemik kortikosteroid tedavisi başlanmıştır. Hastada hızlı klinik düzelme gözlenmiş ve bir aylık radyolojik takipte pulmoner infiltrasyonlarda tama yakın gerileme saptanmıştır. Bu olgu, nivolumab ilişkili pnömonitisin uzun süre sorunsuz devam eden tedavi sonrasında dahi gelişebileceğini göstermektedir. İmmünoterapi alan hastalarda, tedavinin her aşamasında immün ilişkili pulmoner toksisite olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.