Gökhan ÇEVİK, Muhidin Hassan İBRAHİM, Hasan Can KUVAN, Batuhan Berk TUNCA, Tevfik AKTOZ
Androloji Bülteni - 2026;28(3):193-195
AMAÇ: Malign priapizm, korpus kavernozumun tümöral infiltrasyonu sonucu gelişen, nadir görülen ve ağrılı bir ürolojik acildir; çoğunlukla pelvik malignitelere sekonder olarak ortaya çıkar. Literatürde 500'den az penil metastaz olgusu bildirilmiş olup, bunların yaklaşık %30'unu mesane kanseri oluşturmaktadır. Standart bir tedavi protokolü bulunmamakta olup tedavi büyük ölçüde palyatif niteliktedir. OLGU SUNUMU: Metastatik mesane kanseri tanılı 74 yaşında bir erkek hasta, altı haftadır süren ağrılı priapizm ve alt üriner sistem semptomları ile başvurdu. Muayenede rijit, palpasyonla hassasiyeti olmayan bir penis saptandı. Yatak başı kavernozal aspirasyonda kan gelmedi. Kontrastlı bilgisayarlı tomografide (BT) penil yumuşak dokuda yaygın kalınlaşma izlendi. Distal T-şant ile yapılan cerrahi eksplorasyonda intrakavernozal pıhtı ile birlikte tümör infiltrasyonu doğrulandı ve yalnızca kısmi detümesans sağlanabildi. Postoperatif dönemde ağrı transdermal opioidlerle kontrol altına alındı. Hasta ileri cerrahi girişimi kabul etmedi ve ağrı kontrolü ile lokal tümör küçültülmesi amacıyla palyatif eksternal radyoterapiye yönlendirildi. TARTIŞMA: Malign priapizm yönetimi palyatif ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir. Aspirasyon, intrakavernozal sempatomimetik enjeksiyonu ve şant gibi birinci basamak yöntemler, tümöre bağlı priapizmin infiltratif doğası nedeniyle sıklıkla etkisiz kalmaktadır. Radyoterapi, analjezi ve lokal tümör kontrolü için invaziv olmayan bir seçenek sunarken, sistemik tedavi tümör histolojisine göre değerlendirilebilir; penektomi ise dirençli ve ağır semptomatik hastalık için saklı tutulmalıdır. Multidisipliner yaklaşım, tedavinin hastanın isteği ve yaşam kalitesiyle uyumlu şekilde planlanmasına katkı sağlar. SONUÇ: Mesane kanserine sekonder malign priapizm ileri evre hastalığın bir göstergesi olup kötü prognozla ilişkilidir. Bireyselleştirilmiş, multidisipliner ve palyatif tedavi yaklaşımının esas alınması gerekmekte olup, radyoterapi seçilmiş hastalarda semptom kontrolü açısından etkili bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.