METASTATİK OSTEOSARKOMDA ICE TEMELLİ YÜKSEK DOZ KEMOTERAPİ VE OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI SAĞKALIM SONUÇLARI

Ayşegül DUMLUDAĞ, Alper TOPAL, Esmanur KAPLAN TÜZÜN, Gizem YILDIRIM, Berkan KARADURMUŞ, İsmail ERTÜRK, Nuri KARADURMUŞ

Genel Tıp Dergisi - 2026;36(2026):1-6

Department of Medical Oncology, Erzurum City Hospital, Erzurum, Türkiye

 

Amaç: Metastatik osteosarkom, multimodal tedavilere rağmen kötü sağkalım sonuçları ile ilişkilidir ve özellikle relaps veya refrakter hastalıkta standart bir kurtarma tedavisi bulunmamaktadır. Yüksek doz kemoterapi sonrası otolog kök hücre nakli (HDKT+OKHN), kemoterapi doz yoğunlaştırmasına olanak sağlayan bir yaklaşım olarak araştırılmış olsa da gerçek yaşam verileri sınırlıdır. Bu çalışmada, ICE temelli HDKT sonrası OKHN uygulanan metastatik osteosarkom hastalarında tedavi yanıtı ve sağkalım sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif tek merkezli kohort çalışmasında, ICE temelli HDKT sonrası OKHN uygulanan metastatik osteosarkomlu 46 hasta analiz edildi. Tümör yanıtı RECIST kriterlerine göre değerlendirildi. Progresyonsuz sağkalım (PFS) ve genel sağkalım (OS) Kaplan-Meier yöntemi kullanılarak hesaplandı. Temel klinik özelliklere göre keşifsel alt grup sağkalım analizleri gerçekleştirildi. Bulgular: Ortanca yaş 23,5 yıl olup hastaların %73,9'u erkekti. Objektif yanıt (tam veya parsiyel yanıt) 13 hastada (%28,3) gözlendi, hastalık kontrolü (tam yanıt, parsiyel yanıt veya stabil hastalık) ise 24 hastada (%52,2) sağlandı. Yirmi iki hastada (%47,8) progresif hastalık gelişti. Ortanca progresyonsuz sağkalım 3,5 ay (IQR: 2,6-6,0), ortanca genel sağkalım ise 10,7 ay (IQR: 8,8-14,9) olarak bulundu. Sağkalım eğrilerinde erken progresyon sonrası plato fazı izlenmiştir. Alt grup analizlerinde ECOG 0-1 performans durumuna sahip hastalarda daha uzun genel sağkalım gözlenmiştir. Sonuçlar: ICE temelli HDKT sonrası OKHN, metastatik osteosarkom hastalarının yarısından fazlasında hastalık kontrolü sağlasa da erken progresyon sık görülmektedir. Sınırlı ortanca PFS süresi ve kontrol grubunun bulunmaması dikkate alındığında, bu yaklaşımın rutin bir kurtarma tedavisinden ziyade seçilmiş hastalarda uygulanabilecek bir tedavi yoğunlaştırma stratejisi olarak değerlendirilmesi daha uygun görünmektedir. Bu bulgular hasta seçiminin kritik önemini vurgulamaktadır.