Hamit GENC, Reza GHOURI, Asena Ayca OZDEMIR, Aynur OZGE, Pinar Yalinay DIKMEN, Esme EKIZOGLU, Ergun Y. UC, Bahar TASDELEN, Hayrunnisa BOLAY, Betul BAYKAN
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(3):392-401
AMAÇ: Bu çalışma, migrenli bireylerin sürüş alışkanlıklarını ve hastaların güvenlik stratejilerine uyumunu değerlendirerek migrenin sürüş üzerindeki çok boyutlu etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çok merkezli, hastane tabanlı, kesitsel çalışma Mayıs-Temmuz 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. 18-65 yaş aralığında, araç kullanma öyküsü olan migrenli gönüllüler, onamları alındıktan sonra çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik özelliklerini, bireysel sürüş deneyimlerini, sürüş tercihlerini ve alışkanlıklarını değerlendirmek için Sürüş Alışkanlığı Anketi'nden uyarlanan bir form kullanılarak detaylı yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Son olarak, araç kullanmanın hastaların yaşam kalitesi üzerindeki etkisi Baş Ağrısı Etki Testi-6 (HIT-6) kullanılarak değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmamızda değerlendirilen 2548 hastanın 1333'ünün araç kullanma deneyimi vardı; sürücülerin ortalama yaşı 36.7+/-9.5 yıldı ve %64.4'ü kadındı. Migrenli hastalar yaklaşık olarak haftanın 4.86 günü araç kullanırken; katılımcıların %64.1'inin 10 yıldan fazla sürüş deneyimi vardı. Hastalar genel olarak güvenlik önlemlerine uyuyorlardı: Katılımcıların %92.2'si her zaman emniyet kemerini takıyordu ve %85.2'si araç kullanmadan önce düzenli olarak dikiz aynalarını kontrol ediyordu. Hastaların %28.8'i her zaman sürücü olmak istiyordu ve %26.3'ü trafik akışının aksine hız sınırının üzerinde araç kullanıyordu. Migrenli sürücülerde ortalama HIT-6 puanı, 62.2+/-7.1 idi. Sık araç kullanma davranışı, daha yüksek sürüş hızları ve kendilerini daha iyi sürücü olarak algılama eğilimiyle ilişkili ortak faktörler erkek cinsiyet, sigara ve alkol kullanımı, daha uzun süreli araç kullanma deneyimi ve düşük HIT-6 skoru idi. SONUÇ: Bulgularımız, migrenin sürüş sıklığını, hız tercihlerini ve öznel sürüş güvenini etkileyerek sürüş davranışlarını şekillendirdiğini ve bunun klinik değerlendirmelerde dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.