MİGRENLİ HASTALARİN SOSYODEMOGRAFİK, KLİNİK ÖZELLİKLERİ VE TEDAVİNİN GÜNLÜK YAŞAM KALİTESİNE ETKİSİ

Tomris ALBAY, Faik BUDAK

International Journal of Current Medical and Biological Science - 2026;6(1):34-41

Sultanbeyli State Hospital Neurology Department, İstanbul

 

Amaç: Migren, yaşam kalitesini ve günlük işlevselliği olumsuz etkileyen yaygın bir nörolojik bozukluktur. Bu çalışma; migrenli hastaların demografik özelliklerini, klinik özelliklerini, tetikleyici faktörlerini ve tedavi yanıtlarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Polikliniği'ne başvuran, yaşları 15 ile 55 arasında değişen, %89,5'i kadın (n=136) ve %10,5'i erkek (n=16) olan toplam 152 migren tanılı hasta prospektif olarak değerlendirildi. Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS) sınıflamasına göre migren tanı kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden hastalar dahil edildi. İkincil baş ağrısı bozuklukları veya eksik klinik verileri olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Migren tanısı IHS kriterlerine göre konuldu. Bulgular yaş, cinsiyet ve migren tipine (auralı veya aurasız) göre istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 36,7 +/- 10,0 yıl (dağılım: 15-55 yaş) idi. Migren, kadınlarda (%89,5) erkeklere (%10,5) göre yaklaşık üç kat daha fazlaydı. 83 hastada (%54,6) pozitif aile öyküsü mevcuttu. Baş ağrısı 96 hastada (%63,2) tek taraflı, 146 hastada (%96,1) ise zonklayıcıydı; 61 hastaya (%40,1) auralı migren tanısı konuldu. En sık eşlik eden semptomlar fotofobi (%91,4), fonofobi (%92,8) ve bulantı (%90,8) idi. Stres, 110 hastada (%72,4) en sık tetikleyici faktör olarak belirlendi. Tedavi sonrası atak şiddetinde, atak sıklığında ve migrene bağlı fonksiyonel bozuklukta anlamlı azalmalar gözlendi (atakla ilgili parametreler için p < 0,01). Sonuç: Bu çalışmada migren, en sık 20 ile 40 yaş arasındaki hastalarda ve kadınlarda gözlenmiştir. Çalışma popülasyonunda pozitif aile öyküsü, stres ve hormonal faktörler sıklıkla tanımlanmıştır. Takip süresi boyunca hem profilaktik hem de akut tedavilerin migren semptomlarında ve fonksiyonel bozuklukta azalma sağladığı saptanmıştır.