MİKROBİYOMU BİR TEDAVİ EKOSİSTEMİ OLARAK YENİDEN DÜŞÜNMEK: HASSAS TIP ÇAĞINDA MODÜLASYON STRATEJİLERİ

Sinem ÖKTEM OKULLU, Seda Sevilay KOLDAŞ, Mustafa GÜZEL, Neslihan TAŞKALE KARATUĞ, Mehmet DEMİRCİ, Buket Banu ÖZKAN, Aycan GÜNDOĞDU

Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi - 2026;56(3):171-193

Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye

 

İnsan mikrobiyomu, konak metabolizması, immün homeostaz ve nöroendokrin sinyal ağlarında kritik rol oynayan, çevresel faktörlere son derece duyarlı bir biyolojik ekosistemdir. Beslenme kalıpları, öğün zamanlaması, fiziksel aktivite düzeyi ve sirkadiyen ritim bozuklukları gibi yaşam tarzı parametreleri, mikrobiyal kompozisyonu ve metabolik çıktıları kısa sürede yeniden şekillendirebilmekte; bu durum pek çok kronik hastalığın patogenezinde belirleyici olabilmektedir. Bu nedenle mikrobiyotayı doğrudan hedefleyen müdahaleler, günümüzde translasyonel araştırmaların odak noktası hâline gelmiştir. Probiyotikler, prebiyotikler ve fekal mikrobiyota transplantasyonu (FMT) gibi klasik yaklaşımlar klinik uygulamalarda belirli ölçüde fayda sunsa da içerik heterojenliği, konak-spesifik yanıt değişkenliği ve sınırlı etkinlik gibi sorunlar taşımaktadır. Buna karşılık son yıllarda geliştirilen tanımlı sentetik konsorsiyumlar, canlı biyoterapötikler, genetik olarak yeniden programlanmış mikroorganizmalar, bakteriyofajlar, CRISPR-temelli antimikrobiyaller, metabolit veya enzim inhibitörleri ve mikrobiyota-duyarlı nano-taşıyıcı sistemler klinik çeviriye hızla yaklaşmakta ve hastalık-özgül, hedefe yönelik ekolojik modülasyon olanağı sunmaktadır. Ayrıca yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş beslenme stratejileri ve çoklu-omik entegrasyon, mikrobiyal imzaların tanımlanması, prognostik öngörüler ve hasta bazlı tedavi yanıtlarının tahmininde güçlü araçlar olarak öne çıkmaktadır. Bu derleme, biyotik temelli geleneksel yöntemlerden ileri biyoteknolojik çözümlere uzanan geniş bir yelpazeyi incelemekte ve mikrobiyomu bir "terapötik ekosistem" olarak yeniden kavramsallaştırmanın, hassas tıp çağında klinik uygulamaları dönüştürme potansiyelini vurgulamaktadır.