YASİN HASAN BALCIOĞLU, MUSTAFA SOLMAZ
Adli Tıp Dergisi - 2018;32(2):101-105
Psikiyatri hekimi, ceza muhakemesi kapsamında bilirkişilik görevini icra ederek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasında hukuka yardımcı olurken diğer hekimlerden farklı olarak, klinik kanaat oluşturabilmesi için somut, bedensel muayene ve laboratuvar bulgularından daha ziyade kendi iletişim yeteneklerini, tecrübesini ve muayenesinde değerlendirme yapabilmek için daha farklı meziyetleri kullanma zorunluluğuna sahiptir. Bu özellikleri kullandığı şüphesiz en önemli alan ceza sorumluluğunun belirlenmesidir. Ancak ceza sorumluluğunun belirlenmesi sırasında aynı olgu için psikiyatristler arasında birbirlerinden farklı kanaatlerin oluştuğunun sıklıkla izlenmesi bazı yargı makamlarınca psikiyatrinin “tam” bilim olarak kabul edilmemesine yol açmaktadır. Ancak her ne kadar psikiyatrik değerlendirme süreçleri subjektif olarak nitelendirilse de adli psikiyatri bağlamında detaylı ve usulune uygun değerlendirmenin yapılması yargılama ve karar verme mekanizmalarının doğru ve adil işletilebilmesi adına kritik öneme sahiptir. Yazımızda yaklaşık 40 yıl boyunca mükerrer suç işleyen ve bu süreçte hakkında farklı kanaatler içeren ceza sorumluluğu raporları düzenlenen çarpıcı bir olguda farklı tanılar ve farklı görüşlerin mütalaa edilmesindeki olası etmenler ve öneriler tartışılacaktır.