FİLİZ MERCAN SARIDAŞ, VİLDAN OZKOCAMAN, FAHİR ÖZKALEMKAŞ
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2024;50(3):367-373
Çalışmalarda yüksek doz etoposid ile tedaviye bağlı lösemi ve miyelodisplastik sendrom riskinin keşfedilmesi, daha düşük dozların etkinliğine daha yakından bakılmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, multiple miyelom (MM) ve lenfoma hastalarında düşük doz etoposidin etkinliğini göstermeyi amaçladık. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bölümü Kök Hücre Nakli Ünitesinde düşük doz etoposid (1. ve 2. günler, 375 mg/m²) ve granulocyte colony-stimulating factor (G-CSF, 3. günden sonra 10-15 µg/kg) ile kök hücre mobilizasyonu yapılan MM ve refrakter lenfomalı 48 hasta retrospektif olarak analiz edildi. Başarılı mobilizasyon (> 2x106 /kg CD34+ hücre toplanması) oranı %95 olup en az 1, en fazla 3 aferezde gerçekleştirildi. Toplanan median CD34+ hücre sayısı 9,165 × 106/kg idi (good mobilizerlerde 11,7 vs poor mobilizerde 3,98× 106/kg, p<0,001). İlk gün periferik CD34+ hücre sayısının düşük olmasının (Hazard ratio (HR); 0.00, %95 confidence interval (CI) 0.00-0.660; p=0,040) ve önceki otolog hematopoietik kök hücre naklinin (HR; 1.206, %95 CI 1.009-1.442; p=0,043) kötü mobilizasyon için bağımsız risk faktörleri olduğu belirlendi. Hastaların %18,8inde febril nötropeni saptandı (good mobilizerlerde %11,4 vs poor mobilizerlerde %38,5, p=0,048) ve %16,7sinde eritrosit transfüzyonu ihtiyacı oldu (good mobilizerlerde %14,3 vs poor mobilizerlerde %23,1, p=0,664). Median 35,5 aylık takip süresinde hastaların hiçbirinde tedaviye bağlı ikincil malignite saptanmadı. Çalışmamızın sonuçları, düşük doz etoposid ve G-CSFnin MM ve refrakter lenfoma hastalarında tolere edilebilir toksisite ile etkili mobilizasyon ajanları olduğunu ortaya koydu.