MULTİPL SKLEROZ HASTALIĞINDA SES VE GENEL YORGUNLUK: SAĞLIKLI BİREYLERLE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME

Emel ARSLAN SARIMEHMETOĞLU, Kübra TEKİN

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi - 2026;11(1):179-184

Ankara Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, ses bozukluğu olmayan multipl skleroz (MS) hastalarında ses yorgunluğu ve genel yorgunluk düzeylerini sağlıklı bireylerle karşılaştırmak, MS grubunda ses yorgunluğunun genel yorgunluk ile ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, karşılaştırmalı tanımlayıcı desenle yürütülmüştür. Araştırmaya McDonald kriterlerine göre MS tanısı almış 25 birey ve yaş ile cinsiyet açısından benzer özellikler gösteren 25 sağlıklı birey katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması çalışma grubunda 38,12 (min = 21, maks = 62), kontrol grubunda ise 35,79 (min = 20, maks = 56) olarak bulunmuştur. Çalışma grubunun %88'i kadın, %12'si erkek; kontrol grubunun ise %76'sı kadın, %24'ü erkektir. Veriler; Tanımlayıcı Bilgi Formu, Ses Handikap Endeksi -30 (SHE), Yorgunluk Değerlendirme Ölçeği (FAS -TR) ve Ses Yorgunluğu Ölçeği (SYÖ) aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma grubunda genel yorgunluk düzeyi kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p < 0,001). Benzer şekilde, ses yorgunluğu toplam puanı (p = 0,001), yorgunluk ve kaçınma alt boyutu (p < 0,001) ve fiziksel rahatsızlık alt boyutu (p = 0,019) çalışma grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada ses bozukluğu olmayan MS tanılı bireylerin genel ve sesle ilişkili yorgunluğun sağlıklı bireylere göre daha belirgin düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Belirgin bir disfoni ortaya çıkmadan, MS hastalarında bağımsızlık düzeyindeyken genel ve ses yorgunluğunun daha yüksek seviyelerde gözlemlenmesi, bu semptomların hastalığın erken evrelerinden itibaren gelişebileceğini düşündürmüştür. MS hastalarının klinik izlem sürecinde ses alanında sistematik değerlendirmelerin yapılmasının, hastalığa ilişkin araştırmalara katkı sağlayabileceği ve erken müdahale yaklaşımlarının geliştirilmesine yön verebileceği düşünülmektedir.