NEFROLOJİ KLİNİĞİMİZDE TAKİP EDİLEN BİRİNCİL MEMBRANÖZ GLOMERÜLONEFRİTLİ HASTALARDA KLASİK PROGNOZ KRİTERLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

ERHAN ADALI, MEHMET ASI OKTAN, CİHAN HEYBELİ, MEHTAT ÜNLÜ, SERKAN YILDIZ, ALİ ÇELIK, SÜLEN SARIOĞLU, CANER ÇAVDAR

Developments and Experiments in Health and Medicine - 2019;33(3):213-223

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD, İzmir

 

Amaç: Kliniğimizde takip edilen birincil membranöz glomerülonefritli hastalarda klasik prognoz kriterlerinin retrospektif olarak değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizce takipli birincil membranöz glomerülonefrit tanılı 54 hastanın retrospektif olarak arşiv kayıtları incelenmiştir. Üç hasta ikincil membranöz glomerülonefrit tanılı, 12 hasta dış merkez biyopsi tanılı, 2 hastanın yetersiz glomerül sayısı ve 7 hastanın da yetersiz laboratuvar verisi olması sebebiyle toplam 24 hasta çalışma kapsamı dışında bırakılarak kalan 30 hastanın demografik-klinik ve laboratuvar verileri not edilmiştir. Böbrek histopatolojik bulgularından yararlanılarak toplam böbrek kronisite indeksi hesaplanmıştır. Klinik prognostik faktörlerinin yanında böbrek kronisite indeksinin hastalık remisyonuna etkisi incelenmiştir. Bulgular: Tanı yaşının (>50), erkek cinsiyetin, hipertansiyon varlığının (≥140/90mmHg), tanı anındaki proteinüri miktarının (≥8 g/gün) ve yüksek böbrek kronisite skorunun (2-3) hastalık prognozuna olumsuz etkisi gözlenmiştir. Çalışmamızda günlük idrar protein kaçağı 8 gramdan fazla olan ve böbrek kronisite skoru 2-3 olan olguların tedaviye dirençli olduğu, daha az remisyon elde edildiği ve daha sık relapslarla seyrettiği görülmüştür. Sonuç: İleri evre histopatolojik hasarlanma bulgularının varlığının hastalık remisyonuna olumsuz etkisi gözlenmiştir. Proteinüri miktarı ve histopatolojik özellikler; risk sınıfını, remisyon ve relaps durumunu değerlendirmede ve seçilecek tedavide belirleyici olacaktır.